İstanbul'da gerçekleşen AileFest açılışında konuşan TGTV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Türkiye'nin mevcut demografik yapısıyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, ‘Aile ve Nüfus On Yılı’nın, ülkenin karşı karşıya olduğu zorluğun üstesinden gelme stratejisinin önemli bir parçası olduğunu belirterek, “Son dönemde yaşanılan demografik gerileme, küresel bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bu durum, hem ülkemizin hem de dünyanın geleceği için ciddi bir risk oluşturuyor” dedi.
Erdoğan, bu durumun temelinde, aile bağlarının zayıflaması ve bireyselleşmenin artması gibi faktörlerin yattığını vurguladı. “Günümüzde, bireysel çıkarların ön planda olması, aile kurumunun değerini kaybetmesi ve toplumsal dayanışmanın azalması, demografik sorunlara katkıda bulunuyor. Bu nedenle, toplumumuzda yeniden aile değerlerine odaklanarak, bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç duyuyoruz. Bu dönüşüm, ‘Ben başka insanların dertleriyle dertlenirim’ anlayışını benimsemeyi, topluma ve aileye karşı sorumluluk hissini güçlendirmeyi ve aile bağlarını yeniden güçlendirmeyi hedefliyor” şeklinde konuştu.
Genç neslin, aile değerlerine olan bağlılığını değerlendirirken, geçmişte yaşanan “böl-yönet” stratejilerinin ve batılılaşmanın, bireyselci bir dünya düzeninin oluşmasına etkisini eleştirdi. “Tarihimizde, dış etkenlerin, aile duygusunu zayıflatıcı etkileri göz ardı edilmemeli. Kapitalist sistemin, insanları tüketim odaklı hale getirme çabaları, aile bağlarını da olumsuz etkiliyor. Bu nedenle, kültürel kimliğimizi koruyarak, aile değerlerimizi güçlendirmeliyiz” dedi. Ayrıca, burs sistemlerinde çocuklu ailelere yönelik ek destekler gibi uygulamaların, aile dostu politikaların bir parçası olduğunu da vurguladı.
Erdoğan, AileFest’in, bu dönüşüme öncülük edecek bir platform olduğunu belirterek, devletin 10 yıllık planının, aile kurumunu güçlendirmeye yönelik kurum ve kuruluşların seferber edilmesini hedeflediğini ifade etti. “Aile dostu işverenler, aile dostu politikalar ve aile değerlerini teşvik eden sivil toplum kuruluşları, bu dönüşüm sürecinin önemli aktörleri olacak. İlim Yayma Vakfı’nın burs sistemindeki yenilikler, bu konuda bir örnek teşkil ediyor. Bu yaklaşımın, diğer sivil toplum kuruluşları tarafından da benimsenmesini ve yayılmasını arzu ediyoruz. Unutmayalım ki, sağlıklı bir toplum, güçlü ailelerle mümkündür.”