1976’da bir mühendislik öğrencisinin edindiği, devletin fazla ürün satışıyla elde edilen 1.150 adet manyetik kaset makarasının arasında, zamanın sessizliği içinde bekleyen üç adet kayda, tarihin akışını değiştirecek bir değer taşıyordu. Bu kasetler, “Apollo 11 EVA” ibaresiyle işaretlenmişti ve 32 yıl boyunca, kutuların karanlığında, unutulmuş birer hazine gibi saklanmıştı. Bu beklenmedik keşif, küresel piyasaları titretilecek bir servete dönüşecekti.

Sotheby’s müzayedesinde, üzerinde “Apollo 11 EVA” yazılı olan bu kasetler, 1,82 milyon dolar (yaklaşık 89,07 milyon TL) karşılığında, koleksiyonerlerin ve müzayedelerin ilgisini çekerek, en yüksek teklifi alan kişiye ulaştı. Bu kasetlerin değeri, sadece nadirliğiyle değil, aynı zamanda içerdiği benzersiz görüntüleriyle de belirlenmişti. Bu ham görüntüler, Ay'a ayak basan ilk anların, Houston’daki kontrol merkezinden canlı olarak kaydedilmiş ve uzay araştırmalarının en kritik anlarını belgelemişti.

Bu olay, NASA’nın kendi arşivlerini kaybetmesiyle daha da önem kazandı. Görev sonrası elde edilen kasetlerin üzerine, NASA tarafından yeni kayıtlar yapılmıştı. Ancak bu durum, orijinal görüntülerin kaybolmasına neden olmuştu. Avustralya’dan getirilen 45 adet yavaş taramalı makara, yeni kayıtlar için kullanılmaya başlarken, Houston’daki yedek kopyalar, elverişsiz koşullar nedeniyle bozulmuştu. Bu durum, bu kasetlerin değerini daha da artırmıştı.