Gazze Şeridi'nde, 26 Eylül Uluslararası Filistinli Gazetecilerle Dayanışma Günü'nün kutlamaları, İsrail güçlerinin medya mensuplarına yönelik devam eden saldırılarıyla gölgeleniyor. Hamas, bu önemli günde yayınladığı bir bildiriyle, İsrail'in bölgedeki basın özgürlüğüne yönelik sistematik müdahalelerini, 'zamanın etkisiyle azalmayan savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen acımasız eylemler' olarak tanımladı. Bildiride, İsrail’in 7 Ekim 2023'ten beri gerçekleştirdiği, 262'den fazla basın çalışanı ve medya mensubunun hayatını kaybettiği, 400'den fazla kişinin yaralandığı ve Gazze'ye yabancı basın mensuplarının girişini engelleyerek 'soykırımın gerçeklerini örtbas etme' çabasına devam ettiği vurgulandı.

Hamas, bu türden eylemlerin, uluslararası hukukta ‘zaman aşımına uğramayan’ savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlar olarak kabul edildiğini, bu nedenle uluslararası toplumun derhal harekete geçerek sorumluların hesap vermesini talep ettiğini ifade etti. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu ve Arap Gazeteciler Birliği'ne yönelik çağrıda bulunan bildiri, İsrail'in gazetecilere karşı gerçekleştirdiği ihlallerin kınanması, gerekli yaptırımların uygulanması ve Filistinli gazetecilerin korunmasına yönelik somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, İsrail'in ve belirli bazı 'işbirlikçi medya kuruluşlarının' Filistinli medya araçlarına yönelik dijital platformlardaki erişimi engelleme girişimlerinin, 'gerçeği aktarma ve İsrail'in eylemlerini ifşa etme çabalarıyla ilgili Filistin halkının anlatısının gücüne' bir direnç gösterdiğini savundu.

Bildiride, İsrail'in işgali sırasında bölgede görev yapan gazetecilerin, sürekli tehdit, propaganda, keyfi tutuklamalar ve hatta ölümle sonuçlanan saldırılar gibi ağır koşullara maruz kaldığına dikkat çekildi. Filistin Gazeteciler Sendikası'nın verilerine göre, İsrail güçleri bu süreçte 27 kadın gazeteciyi hayatını kaybetti, yaklaşık 500'ünü yaraladı ve 34'den fazla gazeteciyi gözaltına aldı. Farklı kuruluşların kayıp rakamlarına ulaşma yöntemlerindeki farklılıklar nedeniyle bu sayılarda değişiklik olabileceği belirtildi. Ancak, bu rakamlar, İsrail'in Gazze Şeridi'nde basın özgürlüğüne yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve uluslararası toplumun bu durumu görmezden gelemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır.

Hamas, bu durumun, basın ve medya kuruluşlarının, halkın haklarını savunma ve gerçeği ortaya koyma sorumluluklarını daha da artırması gerektiğini vurguladı. Bildiride, İsrail'in işgali sırasında yaşanan zorluklara rağmen, gazetecilerin dayanışma faaliyetlerini artırması, haberlerini daha dikkatli ve isabetli bir şekilde hazırlaması ve halkın köklü ulusal haklarını savunması gerektiği vurgulandı. Bu durum, uluslararası toplumun da İsrail'in bu eylemlerine karşı daha aktif bir rol üstlenerek, basın özgürlüğünü koruma ve insan haklarını savunma konusunda daha kararlı adımlar atması gerektiğini gösteriyor.