Arafat'ın eşsiz atmosferi, İslam inancının temel taşlarından biri olan hac ibadetinin en yoğunlaştığı noktası olarak kabul edilir. Yüzlerce milletten gelen hacı adayları, Mekke'nin kalbinde, Hazreti Adem ve Havva'nın yeryüzünde ilk tövbenin kabul edildiği Cebel-i Rahme'ye (Rahmet Tepesi) yükselerek, dualarıyla Tanrı'ya yöneliyorlar. Bu heyecan verici yolculuk, katılımcılar için manevi bir dönüm noktası oluşturuyor ve ibadet anlayışlarını derinleştiriyor.

Hacı adaylarının Arafat'a ulaşması, detaylı bir koordinasyon ve güvenlik önlemleriyle gerçekleştiriliyor. Suudi Arabistan yetkilileri, adayların kimliklerini ve seyahat planlarını doğrulamak için ‘Nusuk’ kartlarını sistemli olarak kontrol ediyor. Otobüslerdeki barkotlar, adayların güvenli ve düzenli bir şekilde Arafat'a ulaşmasını sağlıyor. Bu süreç, hac ibadetinin kusursuz bir şekilde tamamlanmasına katkıda bulunuyor.

Arafat'taki adaylar, klimalı çadırlarında Kur'an-ı Kerim'i okuyarak, namaz kılarak ve dua ederek ibadetlerini sürdürüyorlar. Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, Vakfe duası yaparak bu önemli ritüeli gerçekleştiriyor. Ayrıca, hac adayları öğle ve ikindi namazlarını birleştirerek (cem-i takdim) kılıyordu. Bu, hac ibadetinin temel unsurlarından biri olan 'Vakfe'nin anlamını vurguluyor.

Arafat'taki bu kutsal süreç, hac adaylarının ibadetlerini tamamlamalarıyla sona ermeden önce, şeytan taşlama ritüeli ile devam ediyor. Hacı adayları, Müzdelife bölgesinde 49 tane taş toplayarak şeytanı uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Daha sonra, Müzdelife vakfesi yapıldıktan sonra Mina'ya doğru yola çıkıyorlar. Bu, hac ibadetinin en önemli aşamalarından birini oluşturuyor ve hac adaylarının manevi yolculuklarını tamamlamalarına yardımcı oluyor.