Bursa’nın içme suyu kaynakları, yaklaşık iki yıl önceki felaket senaryosunu tamamen silmeye hazırlanıyor. Doğancı ve Nilüfer barajlarında yaşanan çöküşün ardından halkın yüzü düştükten sadece 220 gün sonra, kış mevsiminin yoğun yağışları ve Uludağ’daki etkileyici kar erimeleriyle birlikte barajlar, beklenmedik bir dönüşüm geçirdi. Bu durum, şehrin su altyapısına olan güveni yeniden tesis ederken, geleceğe dair umut aşıladı.

Geçenlerde nefes kesen bir tabloyla karşılaşmıştık: barajlardaki seviyeler kritik eşiğin altına gerilemiş, kentin su kesintisiyle burun buruna gelmişti. Bu durum, sadece su kaynaklarının yetersizliğiyle değil, aynı zamanda baraj havzalarındaki yapısal sorunlar ve kuruyan toprakların artan riskleri nedeniyle de büyük endişe yaratmıştı. ‘Bursa’nın geleceği nasıl olacak?’ sorusu, şehir genelinde yankılanırken, su tasarrufu ve kaynak yönetimi konusunda farkındalık çalışmaları hız kazanmıştı.

Ancak, bu dramatik dönemden sonra ortaya çıkan manzara, bir mucizeye benziyor. Yoğun yağışlar, özellikle Uludağ’daki kar erimeleriyle barajlardaki su seviyesini hızla yükseltmiş. Bursa Büyükşehir Belediyesi ve AKOM’un koordineli çalışmalarıyla, barajlardaki suyun kontrollü bir şekilde tahliye edilmesi sağlandı. Bu stratejik yaklaşım, hem su kaynaklarının verimli bir şekilde değerlendirilmesini hem de olası taşkın risklerinin minimize edilmesini amaçlıyor.

DSİ’nin gözetiminde yürütülen tahliye operasyonları, Doğancı, Nilüfer, Büyükorhan (Cuma), Çınarcık, Gölbaşı ve Boğazköy barajlarını kapsıyor. Dron teknolojisiyle gerçekleştirilen görüntüler, barajlardaki bu dönüşümü gözler önüne seriyor. Ancak, bu hızlı yükselmenin beraberinde bazı riskleri de getiriyor. Akarsu yataklarında ani yükselmeler, vatandaşların dere yatakları ve baraj çevrelerinden uzak durması gerektiği uyarısı yapılıyor. Ulaşım yolları, tarım arazileri ve düşük kotlu bölgelerdeki güvenlik önlemleri de artırılıyor. Bu, Bursa’nın su kaynaklarını koruma ve gelecek nesillere aktarma konusundaki kararlılığın bir göstergesi olarak kabul ediliyor.