Türkiye ekonomisinin kalbi olan borsa, son dönemde büyük bir şok dalgasıyla sarsılıyor. Günlerdir kamuoyu, Emre Tezmen liderliğindeki Tera Holding ve benzeri şirketlerin borsadaki yükselişini, sadece bir yatırım başarısı olarak değil, aynı zamanda derin bir yolsuzluk ve vurgun operasyonu olarak değerlendiriyor. Oysa borsa çevreleri, son 5 yıldır Tezmen ve Tera'sıyla yakın bir işbirliği içinde olduklarını iddia ediyor. Bu durum, piyasadaki şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin ne kadar zedelenmiş olduğunu gözler önüne seriyor.

Yaklaşık bir yıl önceki 4 Ekim 2025'te, borsa piyasasında yaşanan tehlikeli gidişat hakkında bir analiz yapılmıştı. Bu analizde, Investco Holding'in borsa sicili, Nihat Özçelik ve 13 şüpheli ile birlikte vurgun yapma faaliyetleri ve Kahve Diyarı zincirlerinin sahibi Abdurrahman Yılmaz'ın şirketini ortak etmek koşuluyla Verusa Holding'in borsaya açılmasına ilişkin endişeler dile getirilmişti. O dönemde en çok sorulan soru, “Borsaya açılan bu şirketlere kim izin verdi?” idi. Bu soru, o dönemde piyasadaki manipülasyonların ve kontrolün kim tarafından yapıldığını sorgulamaya davetiye çıkarmıştı.

Şimdi, bu iddiaların birçoğu kanıtlarla desteklenirken, Tera Holding ve Emre Tezmen, borsa çevreleri tarafından neredeyse “dokunulmaz” olarak kabul ediliyordu. Ancak, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in uyarılarına rağmen, Tezmen ve diğer vurguncuların faaliyetleri devam etti. Tera Holding'in 4 şirketinin piyasa değerinin 1 yıl içinde 620 milyar liraya fırlaması, bu durumun ne kadar ciddi bir dolandırıcılık olduğunu açıkça ortaya koydu. Bu tür bir yükseliş, akılcı bir yatırım stratejisiyle açıklanamaz; bunun adı, piyasayı manipüle ederek elde edilen büyük kazançlardır.

Bu skandal, sadece Tera Holding'in değil, aynı zamanda Bulls Portföy, Pusula Holding, Hedef Holding gibi diğer holdinglerin de benzer yöntemlerle zenginleşmesini gösteriyor. Bu holdinglerin ortak noktası, kısa sürede milyar dolarlara hükmetmeleri ve borsayı kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeleri. Bu durum, Türkiye'nin finans piyasalarında güvenin nasıl sarsıldığını ve yolsuzluğun ne kadar derinlere işlemiş olduğunu gösteriyor. Bu tür olaylar, sadece bireysel yatırımcıları değil, tüm ekonomiyi olumsuz etkiliyor ve yatırımcıların piyasaya olan güvenini azaltıyor. Bu tür skandalların önüne geçebilmek için, borsa piyasasında daha sıkı denetimlerin yapılması ve şeffaflığın sağlanması gerekiyor.