Teknoloji çağına doğru ilerlerken, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek önemli bir adım atıldı: 2026-2030 yıllarını kapsayan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu kapsamlı plan, ülkenin yapay zeka alanındaki potansiyelini ortaya çıkarmayı ve dijital dönüşüm sürecini hızlandırmayı hedefliyor. 44 sayfa, dört ana eksen ve 16 somut eylemle şekillenen bu yol haritası, kamu sektöründe yapay zeka kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlıyor.
Planın ilk dikkat çeken özelliği, ölçülebilir hedefler koyması ve denetime açık olmasıdır. Daha önceki strateji belgelerinde sıklıkla karşılaşılan ‘iyi niyetli cümleler’ yerine, bu plan sayısal veriler, tarihler ve oranlar aracılığıyla somut sonuçlar elde etmeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, planın ilerleyişinin takip edilmesini ve değerlendirilmesini kolaylaştıracak, hesap verebilirliği artıracaktır. Ancak, bu hedeflere ulaşmak için gerekli altyapı, veri kümeleri ve insan kaynağının yerel yönetimler ve kamu çalışanları tarafından kullanılması da büyük önem taşıyor.
Eylem planının dört temel unsuru, kamu yararına değerlidir. Birincisi, hesaplama gücünün kamusal bir kaynak olarak kullanılmasıdır. “Herkes için GPU” programı, araştırmacılara, KOBİ’lere ve girişimlere dünya standartlarında işlem gücünü sunmayı amaçlıyor. İkincisi, şeffaflık taahhüdüdür. Ulusal Yapay Zekâ İlerleme ve Şeffaflık Portalı, her eylem için sorumlu kurumu, takvimi, bütçe gerçekleşmesini ve durum bilgisini kamuya açık hale getirecek. Bu, planın ilerleyişinin izlenmesini ve paydaşların katılımını sağlayacaktır. Üçüncüsü, kamu alımını sanayi politikasıyla uyumlu hale getirmesidir. Kamu yatırım programlarından yapay zeka projelerine en az yüzde 2 pay ayrılacak ve yerli çözümler desteklenecektir. Dördüncüsü ise, enerjiyi birinci katman yapmasıdır. Veri merkezi sözleşmelerinde en az yüzde 60 düşük karbonlu elektrik şartı aranacak, güç ve su kullanım etkinliği izlenecek ve otomasyonun ikame etkileri haritalanarak çalışanların mesleki dönüşümü değerlendirilecektir.
Ancak, planın bazı zayıf noktaları da bulunmaktadır. En dikkat çekici olanı, 44 sayfa boyunca “belediye” veya “yerel yönetim” kelimesinin hiç geçmemesidir. Sorumlu kurum listelerinde tek bir belediye, birlik veya İller Bankası yer almamaktadır. Bu durum, yerel yönetimlerin ve yerel yönetimlerin sahip olduğu veri kaynaklarının planın başarısı için kritik önem taşıdığını gösteriyor. Vatandaşın kamu hizmetiyle temas ettiği yüzeyin büyük bir kısmı yereldir: Su, atık, ulaşım, imar, sosyal yardım. Yapay zekânın gündelik yaşamda en hızlı ve en ölçülebilir farkı yaratacağı alanlar bunlardır. Türkiye’nin en olgun kamu veri kümelerinin bir bölümü de oradadır. Su stresi bağlayıcı bir ölçüt olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca, şeffaflık ile hesap verebilirlik arasındaki farkın göz ardı edilmemesi ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekmektedir.”} p>