Türkiye’nin eğitim kurumlarında güvenlik konusunda yaşanan altyapı eksikliği ve bu durumun sonuçları, son zamanlarda dikkatleri üzerine çekti. Manisa’nın Turgutlu ilçesinde meydana gelen ve 11 öğrencinin yaralanmasına yol açan silahlı saldırı, okullarda güvenlik tedbirlerinin ne kadar yetersiz olduğunu gözler önüne serdi. Ancak bu olay, yalnızca Manisa’daki bir lisede değil, ülke genelindeki birçok eğitim kurumunda tespit edilen güvenlik açıklarını da beraberinde getirdi.

MEB’in 31 bin güvenlikçi alımı, saldırılar sonrasında acilen harekete geçilmesi gereken bir gerekliliğe yanıt olsa da, uygulanan yöntemler ve getirilen şartlar, güvenlikçi sertifikası olmayan kişilerin de okullarda görev alabilmesini sağladı. Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında yapılan bu alımlar, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine gönderilen ‘Güvenlikçi Alım Şartları’ ile şekillendi. Bu şartlar arasında “Hane halkı gelirinin aylık 42 bin 113 TL yani 1.5 asgari ücreti geçmemesi” maddesi yer alırken, özel güvenlik sertifikası olanların öncelikli tercih edildiği açıkça belirtiliyordu. Bu durum, güvenlikçi sertifikası olmayan kişilerin, genellikle ‘bahçe görevlisi’ adı altında güvenlikçi olarak işe alınmasına zemin hazırladı.

Ülke genelinde 74 bin 40 ortaöğretim okulu ve 17 milyon öğrenci bulunuyor. Devlet okullarına bu yıl ilk kez 31 bin güvenlikçi alındı, ancak 14 bin 700 özel okul, güvenliklerini kendisi sağlıyor. Kadıköy gibi büyük şehirlerde bile, birçok okulda güvenlik görevlisi bulunmuyor. Kadıköy’de, Erdoğan Yüksel Anaokulu, Sulhiye Ersoy Anaokulu, Kozyatağı Şükran Karabelli İlkokulu gibi okullarda 190 ile 670 arasında öğrenci bulunmasına rağmen, hiçbir güvenlik görevlisi görev yapmıyor. Bu durum, öğrencilerin ve öğretmenlerin güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor.

MEB’in güvenlikçi alımı yaptığı bu süreçte, güvenlikçilerin 9 ay süreyle geçici görevle çalıştırılacağı ve sözleşmelerinin sona ermesiyle okuldan ayrılacağı belirtiliyor. Bu kısa süreli görev, güvenlikçilerin okullardaki riskleri tam olarak anlamamasına ve öğrencileri ve öğretmenleri tanıyamamasına neden oluyor. Ayrıca, güvenlikçi sertifikası olmayan kişilerin işe alınması, güvenlik personeli ihtiyacının karşılanması yerine, işsizlik sorununa yönelik geçici bir çözüm gibi görünmektedir. Bu durum, özellikle güvenlikçi sertifikası olan adayların moralini bozarken, okullarda liyakat sorunu da yaşanmaktadır. Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bu durumun yarattığı korku ve kaygıyı anlayamaması, güvenlik konusundaki eksikliklerin ve aciliyetin ne kadar göz ardı edildiğini gösteriyor.”}p>