Tahran, küresel arenada tansiyonu düşürme çabalarına bir yenisini ekledi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki bir basın toplantısında, ülkesinin Washington yönetimine sunacağı 7 günlük bir planın, çatışmaları sonlandırmayı ve ardından kapsamlı nükleer müzakerelere geçmeyi hedeflediğini duyurdu. Bu teklif, Hürmüz Boğazı'nın trafiğe açılması ve beraberinde getireceği stratejik avantajların da önünü buluyor.

Erakçi'nin sunduğu bu girişim, özellikle Haziran ayında ABD ile İran arasında varılan ancak kısa sürede çöken mutabakat zaptındaki taahhütlerle önemli benzerlikler taşıyor. Bu durum, Washington'un hızlı bir şekilde harekete geçmesi ve bu öneriyi değerlendirmesi için bir sinyal oluşturuyor. Bakan, anlaşmanın ABD ara seçimlerinden önce sağlanmasının daha uygun olacağını vurgulayarak, bu durumun siyasi bir avantaj sağlayabileceğini düşündüğünü belirtti.

İran'ın önerdiği planın şartları oldukça kapsamlı. Buna göre, 7 gün boyunca Lübnan dahil tüm çatışmaların durması, ABD'nin İran'a ait 12 milyar dolar olduğu tahmin edilen dondurulmuş fonları serbest bırakması, İran petrolü üzerindeki yaptırımların kaldırılması ve deniz ablukasının sona erdirilmesi gerekiyor. Bu adımların ardından son gün Hürmüz Boğazı'nın açılacağı ve derhal nükleer müzakerelere başlanacağı öngörülüyor. Ancak, Trump'ın temel hedefinin İran'ın nükleer silaha sahip olmasını engellemek olduğu ve bunu diplomatik yollarla ya da gerekirse askeri operasyonlarla sağlayacağı da hatırlatılıyor.

Son dönemde İran ekonomisi, yaptırımlar, temel gıdada yaşanan enflasyon, ilaç sıkıntısı ve ticari aksamalar nedeniyle ağır bir yük altında. Bu zorlu koşullar, yönetimi hem savaşı sonlandırma hem de ekonomik baskıyı koruma arasında hassas bir denge kurmaya zorluyor. Diplomatik temaslar, Katar arabuluculuğunda gerçekleştirilen üç saatlik bir toplantıyla sonuçlanmamış olsa da, İran ve ABD arasında temasların devam ettiği ve bu temasların geleceği belirsizliğini koruyor. Mevcut durumda, İran'ın bu teklifi, ABD ile gerilimleri azaltma ve ekonomik sıkıntıları hafifletme çabası olarak değerlendirilebilir.