Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Newsweek’e yönelik verdiği röportaj, uluslararası arenada büyük yankı uyandırdı. Husilere karşı Suudi Arabistan’ın yaşadığı saldırılara dair Türkiye’nin yaklaşımını şekillendiren bu söylem, sadece bir tepki değil, aynı zamanda yeni bir güvenlik stratejisinin başlangıcı oldu. Erdoğan, ‘saldırıya uğrayan ülkenin talebi ve ihtiyaçlarına göre belirlenecek yanıt’ verilebileceğini belirterek, bu desteğin istihbarat, lojistik veya mühimmat yardımı gibi çeşitli formlarda olabileceğine işaret etti. Tehdidin ciddiyetine göre daha kapsamlı askeri destek de değerlendirilebileceğini vurgulayarak, Türkiye’nin bölgesel güvenlik operasyonlarında esnek bir yaklaşım sergileyeceğine dair ilk sinyali verdi.
Bu durum, özellikle Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Erdoğan, bu anlaşmanın İran veya müttefiklerinin Irak ve Yemen’den Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarından sonra ortaya çıktığını ve ‘daha güvenli, barışçıl ve müreffeh bir gelecek inşa etme konusundaki ortak sorumluluğumuzun bir ifadesi’ olduğunu vurguladı. Anlaşmanın, belirli bir ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirterek, Türkiye’nin bölgesel güvenlik stratejisindeki dengeyi korumaya çalıştığını gösterdi. Bu yaklaşım, uluslararası arenada Türkiye’nin, sadece bölgesel bir aktör değil, aynı zamanda küresel güvenlik denkleyicilerinden biri olarak konumunu pekiştirmesine katkıda bulundu.
Erdoğan’ın röportajının yayınlanmasının ardından, Suudi Arabistan’ın davetiyle Mekke Paktı ülkeleri arasında acil bir toplantı düzenlendi. Pakistan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanları ile Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında gerçekleştirilen bu toplantı, Türkiye’nin Yemen’deki rolünü daha da netleştirdi. Toplantıda, Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında savunma iş birliğini derinleştirme ve Suudi Arabistan’a verilecek askeri desteği değerlendirme kararı alındı. Pakistan Dışişleri Bakanlığı’nın yayınladığı ortak açıklamada, taraflardan birine yapılan saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağı ve kolektif savunma maddesi doğrultusunda genelkurmay başkanlarının acil bir toplantı düzenlemesi kararlaştırıldığı belirtildi.
New York’taki bu kritik görüşmede, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah ve Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar yer aldı. Toplantıda, anlaşma çerçevesinde oluşturulması planlanan Genel Sekreterlik, komiteler ve çalışma gruplarının faaliyete geçirilmesine yönelik hazırlıklar da detaylı bir şekilde gözden geçirildi. Suudi Arabistan’daki sivil altyapıyı ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırılar kınanırken, Riyad yönetiminin Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi kapsamındaki meşru müdafaa hakkı uyarınca gerekli tedbirleri alma yetkisi yeniden teyit edildi. Bu gelişmeler, Türkiye’nin bölgesel güvenlik operasyonlarında daha aktif bir rol üstleneceğini ve uluslararası arenadaki etkisini artıracağını işaret ediyor.”} attı: