Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi tarihinde iz bırakmış, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın son anlarının yaşandığı ambulans, 33 yıldır bir koleksiyonun vazgeçilmez parçası olarak saklanmaya devam ediyor. 17 Nisan 1993’te Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılan Özal’ın taşınmasında kullanılan, 1970 model Mercedes 230 ambulansı, koleksiyoner Gürsev Gür’ün özel koleksiyonunda yer alıyor. Bu araç, sadece bir otomobil değil, aynı zamanda Türkiye’nin önemli bir siyasi figürünün son anlarını taşıyan bir anıt gibi duruyor.
Gürsev Gür, aracın satın alınış hikayesini anlatırken, 2012 yılında Devlet Denetleme Kurulu (DDK) tarafından yapılan inceleme sırasında aracın içinde Turgut Özal’ın taşınmasında kullanıldığı bilgisine ulaştığını belirtiyor. O dönemde DDK tarafından gerçekleştirilen detaylı inceleme, aracın içerisinde tıbbi ekipman eksikliğine işaret etmiş, sadece basit bir sedyenin bulunduğu tespit edilmiş. Bu durum, tıbbi uzmanların da benzer değerlendirmede bulunmasına neden olmuş, araçta sağlık çalışanının müdahale edebileceği yeterli yükseklik bulunmadığını vurgulamışlardı. Bu inceleme, araçta tıbbi donanımın bulunmadığı ve normal bir arabadan farkı olmadığı yönünde bir sonuca ulaşmıştı.
Gür, aracın geçmişini öğrendikten sonra koleksiyonundaki değerinin katlanarak arttığını ifade ediyor. Özal’ın ölümüne ilişkin sürecin araştırılması sırasında DDK’nın yaptığı incelemeler, o dönemde Köşk’te tam donanımlı ambulansın bulunmadığını ve hastaneye eski model bir araçla götürüldüğünü ortaya koymuştu. Ancak, aracın alçak tünellerden geçememesi nedeniyle eski model aracın tercih edildiği ve bu durumun Özal’ın taşınmasında bir gecikmeye neden olduğu iddia ediliyor. Bu iddia, Gür’ün kendi anlatımında da yer alıyor.
Gür, aracın tıbbi açıdan yetersizliğine dikkat çekerek, “Bu araç, o dönemde Özal’ın taşınabilmesi için yeterli değildi. Tıbbi donanımı olmayan bir araçtı ve normal bir arabadan farkı yoktu” şeklinde konuştu. Bu gizemli araç, 33 yıl boyunca bir koleksiyonun parçası olarak saklanırken, aynı zamanda Türkiye’nin siyasi tarihine ve Turgut Özal’ın son anlarına dair önemli bir bellek olarak da kalmaya devam ediyor.”} attı. 2012’de öğrendik biz bunun içinde Turgut Özal’ın taşınıp hastaneye giderken ölmüş olduğu araba olduğunu. Abdullah Gül, o zamanki Cumhurbaşkanımız, bir Devlet Denetleme Kurulu kurmuştu Özal’ın ölümünü araştıran. Onlardan öğrendik biz. Geldiler, araştırma yapıyorlardı. Arabayı incelediler, biz o zaman haberdar olduk.
Gür, ambulansın geçmişini nasıl öğrendiğini şöyle anlattı:
“2012’de öğrendik biz bunun içinde Turgut Özal’ın taşınıp hastaneye giderken ölmüş olduğu araba olduğunu. Abdullah Gül, o zamanki Cumhurbaşkanımız, bir Devlet Denetleme Kurulu kurmuştu Özal’ın ölümünü araştıran. Onlardan öğrendik biz. Geldiler, araştırma yapıyorlardı. Arabayı incelediler, biz o zaman haberdar olduk.”
Gür, ambulansın geçmişini öğrendikten sonra koleksiyonundaki öneminin daha da arttığını belirtti.
Özal’ın ölümüne ilişkin süreci araştıran DDK’nin 2012 tarihli raporunda, ölüm günü Köşk’te tam donanımlı ambulans bulunmadığı ve hastaneye eski model bir araçla götürüldüğü yönündeki iddialar ayrıntılı olarak incelendi.
DDK incelemesinde söz konusu aracın içinde tıbbi donanım bulunmadığı, yalnızca basit ve eğimli bir sedyenin yer aldığı tespit edildi. Tıbbi uzmanlar heyeti ise araçta sedye dışında ilk yardım malzemesi ve ilaç bulunmadığını, sağlık çalışanının hastaya müdahale edebileceği yeterli yüksekliğin de olmadığını değerlendirdi.