Faruk Aksoy’un son romanı Batia, okuyucuyu Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş döneminden Birinci Dünya Savaşı’nın acılarına uzanan geniş bir zamansal ve coğrafi alanda dolaştıran etkileyici bir anlatıya sahip. Roman, sadece bir aşk hikayesi anlatmakla kalmayıp, aynı zamanda tarihi olayların bireyler üzerindeki etkilerini de derinlemesine işliyor. Romanın merkezinde, demiryolu projelerinde görevli Alman mühendis Heinrich August Meissner ve Heidelberg’de faaliyet gösteren genç Yahudi terzi Batia’nın kesişen yolları, okuyucuyu tarihin karmaşıklığı içinde bir aşkın yarım kalmışlığının acısıyla yüzleştiren bir deneyim sunuyor.

Aksoy, Hicaz ve Bağdat demiryolları gibi önemli projelerin ardındaki siyasi stratejileri ve iki imparatorluk arasındaki gerilimleri, Batia’nın hayatının etrafında birleştiriyor. Roman, savaşın yaklaşımlarını, farklı coğrafyalara sürülen insanların dramatik hikayelerini ve tarihin kaydettiği kadar insanların duygularını da gözler önüne seriyor. Romanın betimlemeleri, Viyana’dan Prag’a, İstanbul’dan Şam’a, Medine’den Bağdat ve Mezopotamya’ya uzanan, sinematik bir dünya yaratıyor. Aksoy’un gazetecilik geçmişinden gelen detaylara olan hakimiyeti, tarihsel gerçeklikle kurmacayı kusursuz bir şekilde harmanlıyor, okuyucunun zihninde gerçek bir atmosfer oluşturuyor.

Batia, sadece bir dönem romanı olmanın ötesinde, aşk, vicdan, aidiyet ve insanın kendi seçimleriyle yüzleşmesi gibi evrensel temaları işliyor. Savaşların ve büyük siyasi projelerin gölgesinde kalmış insanların hikayelerine odaklanan roman, edebiyatın gücüyle tarihin sessiz tanıklıklarını yeniden canlandırıyor. Romanın sonunda, hayatlar birbirine yaklaşır, ancak aynı istasyonda buluşamaz, bu durum, insanlığın kaderine dair bir ironi sunuyor. Romanın son sahnelerinde, Batia’nın iç monoloğu, okuyucuya onun iç dünyasını ve yaşadığı acıyı daha derinden hissetme fırsatı veriyor.

Destek Yayınları etiketiyle okuyucuya sunulan Batia, Faruk Aksoy’un yeteneğinin ve sanatsal vizyonunun bir göstergesi. Roman, tarih, aşk ve insanlık hallerini etkileyici bir anlatımla bir araya getirerek, okuyucuyu uzun süre etkileyecek bir eser. Heinrich ve Batia’nın hikayesi, zamanın ve tarihin acımasızlığı karşısında aşkın kırılganlığını ve insan ruhunun dayanıklılığını gözler önüne seriyor. Bu roman, hem tarih meraklıları hem de aşk ve insanlık hikayelerini seven okuyucular için kaçırılmaması gereken bir yapım.