Ankara’nın acı bir anısı olan 10 Ekim Gar Katliamı’nın davası, adeta bir labirent gibi devam ediyor. Bu defa, davanın dokuzuncu aşaması, mahkeme heyetinde dördüncü değişiklik sonrasında görüldü. Duruşma salonu, adalete ulaşma umuduyla toplanan sivil toplum örgütü temsilcileri, avukatlar, siyasetçiler ve mağaza ailelerinin yoğun ilgisiyle doluydu. Bu önemli aşama, katliamın ardındaki karmaşık siyasi ve güvenlik boyutlarını yeniden gündeme getirdi.

Duruşmanın ilk sırasında, Türkiye’ye getirilen IŞİD’li sanık Ömer Deniz Dündar’ın dinlenilmesine başlandı. Dündar, Suriye’de yakalandıktan sonra daha önce de duruşmalara katılmıştı. Sanık, aracında bulunan parmak izi konusundaki iddialarını savunarak, o dönemde Türkiye’de bulunan bir parmak izinin, örgütün patlayıcı kemer yapımında kullandığı yöntemlerle çeliştiğini ileri sürdü. Dündar, “Örgüt patlayıcı kemer yaptığında kişiye özel yapar. Ona misafir olduğumda benden yardımcı olmamı istemiştir ben de yardım amacıyla tutmuşumdur” şeklinde ifadeleşti. Sanığın savunması, davanın karmaşıklığını ve farklı aktörlerin rolünü daha da belirginleştirdi.

Avukat İlke Işık, sanık Dündar’ın dinlenilmesinden sonra, kovuşturma sürecindeki heyet değişikliklerinin sık sık yaşandığını ve bunun davayı sabote ettiğini vurguladı. Işık, “Çok politik bir katliamdır. Bu katliamın siyasi sorumluları da var. 10 Ekim olduktan sonra şöyle demiştik: ‘Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.’ Eskisi de iyi değildi ama, 2015’de iyi değildi. Ancak korkuyla, patlamayla iktidarın alınmasının yıldönümü 10 Ekim. O gün bu şekilde iktidarı alan, şu an seçim sonuçlarını tanımıyor, her eleştiriye operasyonla yanıt verebiliyor. Sadece adalet istiyoruz” diyerek, adaletin gecikmesi ve davada eksikliklerin dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Avukat, dosyanın, sadece IŞİD’li sanığın değil, aynı zamanda Türkiye’deki güvenlik politikalarının ve o dönemde yaşanan siyasi atmosferin de sorumluluğunu taşıdığını savundu.

Duruşmanın ilerleyen saatlerinde, avukat Senem Doğanoğlu, sanıkların “insanlığa karşı suç” kapsamında yargılanması gerektiğini vurgulayarak, bu taleplerinin devam ettiğini söyledi. Doğanoğlu, 2024’de kadar Erman Ekinci kapsamında söz konusu suça ilişkin bir davanın görüldüğünü; ancak o dönem mahkemedeki yaşanan heyet değişikliğiyle Ekinci’nin beraat ettiğini anımsattı. Ayrıca, IŞİD’in Türkiye’de toplumsal olarak baskı altında olan kitleleri hedef aldığını ve bu katliamın sadece bir terör eylemi olmadığını, aynı zamanda devletin güvenlik politikalarının bir sonucu olduğunu da ifade etti. Dosyada yer alan eksik deliller ve sanıkların getirilmemesi konusundaki eleştirileriyle, adaletin yakalanması için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Duruşma, sanıkların ve mağaza ailelerinin haklarını savunmaya devam eden avukatların ve sivil toplum örgütlerinin varlığıyla sona erdi. Dosyada yer alan tüm firarilerin sanık sandalyesine oturması ve eksik delillerin toplanması konusundaki talepler, davanın geleceği açısından kritik önem taşıyor.