İngiliz ekonomik analist The Economist, Türkiye’nin finansal piyasalarındaki son dönemdeki dalgalanmaları yakından takip ediyor ve bu durumun ülkenin uzun vadeli ekonomik hedeflerine ciddi bir tehdit oluşturduğunu dile getiriyor. Dergi, yatırım fonlarının beklentilerin ötesinde kazançlar elde etmesiyle oluşan tabloyu, sonrasında yaşanan çöküşle değiştiren olayları derinlemesine inceliyor. Özellikle, yatırımcıların fonlarına erişim taleplerini karşılayamayan ve Borsa İstanbul’da ani satışları tetikleyen gelişmeler, piyasa güveninde sarsıcı bir etki yaratmış durumda.

Derginin raporuna göre, 16 Eylül’de başlayan ve iki gün içinde yaklaşık 30 milyar dolarlık piyasa değer kaybına yol açan krizin kökeninde, yüksek getiriler vaat eden bazı yatırım fonlarının, gerçek değerleriyle örtüşmeyen spekülatif yatırımlar yaptığı ve bu durumun yatırımcı güvenini zedelediği öne sürülüyor. Tera ve Destek Finans Faktoring gibi şirketlerin halka arzlarından sonra gösterdiği olağanüstü yükselişler, aslında bir balonun oluşmasına zemin hazırlamış gibi duruyor. Bu durum, düzenleyici kurumların piyasaları koruma konusunda daha proaktif olmaması eleştirileri beraberinde getiriyor.

SPK’nın harekete geçerek yedi portföy yönetim şirketinin fonlarına müdahale etmesi ve 131 fonun tasfiye edilmesi, krizin etkilerini sınırlamaya yönelik bir çaba olsa da, piyasalardaki güvenin yeniden tesis edilmesi uzun bir süreç olacak gibi görünüyor. Tasfiye kapsamındaki fonlarda yer alan 455 bin 758 yatırımcının zarara uğraması ve toplam 18 milyar doların piyasadan çekilmesi, Türkiye ekonomisinin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu durum, hem yerli hem de yabancı yatırımcılar için ciddi riskler oluşturuyor.

<

The Economist’in raporu, bu krizin sadece bir yatırım fonu krizi olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin finansal düzenlemelerinin ve piyasa gözetiminin yetersizliğinin bir sonucu olduğunu vurguluyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in kriz öncesinde borsadaki sorunlara dikkat çekmesi ve yeni düzenlemelerin geleceğini açıklamasının, krizin etkilerini azaltmada yetersiz kaldığı belirtiliyor. Bu kritik dönemde, Türkiye’nin piyasa istikrarını koruma çabalarının başarısız kalması, ülkenin gelişmekte olan bir piyasa statüsünü kaybetme riskini artırıyor ve uluslararası yatırımcılar için ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.