ABD istihbarat teşkilatlarının son değerlendirmeleri, İran'ın bölgesel arenadaki etkinliğinin artmasında Çin'in sağladığı istihbarat desteğinin kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Özellikle, Çinli kaynaklardan elde edilen uydu görüntüleri ve detaylı coğrafi veriler, İran'ın hedeflerini belirleme ve hassas operasyonlar düzenleme kapasitesini önemli ölçüde artırmış durumda. Bu durum, Orta Doğu'daki güvenlik dengesini ciddi şekilde etkileyen bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Bu istihbaratın en çarpıcı sonucu, İran'ın temmuz ayında Ürdün'deki ABD askeri üssüne gerçekleştirdiği saldırı ve bu saldırıda 3 ABD askerinin hayatını kaybettiği olayın şekillendirilmesinde etkili olması. Çin'den sağlanan bu veriler, İranlı yetkililerin hedef seçimi ve operasyon planlaması için gerekli olan kritik bilgileri sağlarken, aynı zamanda İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğine yönelik tehdit potansiyelini de yükseltmiş durumda. Bu durum, bölgedeki deniz güvenliğine dair endişeleri artırmakta.
İran'ın, Çin'den elde ettiği bu coğrafi veriler sayesinde geliştirdiği füze ve insansız hava araçları (İHA) operasyonları, hedeflerine ulaşma ihtimalini önemli ölçüde artırmış. Özellikle, basit teknolojiye sahip ısı güdümlü İHA'ların, hedeflerin konumuna göre hamle yapabilmesi, İran'ın saldırı yeteneklerini daha da karmaşık hale getiriyor. Bu durum, ABD ve müttefiklerinin savunma stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.
Bu durumun değerlendirilmesinde, Rusya'nın da İran'a sağladığı destek ve İran güçlerinin savaş alanlarındaki tecrübelerinin de önemli rol oynadığı belirtiliyor. Ancak, Çin'in bu destek faaliyetlerinin kapsamı ve yönetimin doğrudan talimatıyla mı yürütüldüğü yoksa göz mü yumulduğu konusundaki belirsizlik, güvenlik uzmanlarını endişelendiriyor. ABD istihbaratına yakın kaynaklar, bu durumun Çin'in küresel petrol fiyatlarının yükselmesine yol açan boğazlardaki aksaklıkların sona ermesini tercih etmesinin bir göstergesi olabileceğini belirtiyor.