Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na yönelik yaşanan hassasiyetli durumu, dışişleri bakanları aracılığıyla uluslararası bir zeminde ele aldı. Bu birlik, Gazze'ye yönelik insani yardım girişimlerinin engellenmesine yönelik artan endişelerin ve ilgili tarafça uygulanan muamelelerin uluslararası hukuk ilkeleriyle çeliştiğinin açık bir göstergesi oldu.

Açıklamanın merkezinde, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir'in, Gazze'ye gitmekte olan filodaki katılımcılara yönelik gerçekleştirdiği uygulamaların, uluslararası toplum tarafından derhal kınanması gerektiği vurgusu yer aldı. Bakanlar, bu eylemleri, 'dehşet verici, aşağılayıcı ve kabul edilemez' olarak tanımlayarak, insan onuruna yönelik ciddi bir saldırı olduğunu ifade etti. Bu durum, İsrail'in uluslararası hukuka olan bağlılığının sorgulanmasına neden oldu.

Açıklamada ayrıca, Ben-Gvir'in alıkonulan kişileri kamuoyuna yönelik kasten aşağılayıcı tavırlarının, uluslararası insani hukukun ve insan hakları ilkelerinin açık bir ihlali olarak değerlendirildi. Bakanlar, bu tür provokatif eylemlerin, bölgedeki gerilimi tırmandırarak, iki devletli çözüm çabalarını olumsuz etkilediğini ve nefret söyleminin yayılmasına katkıda bulunduğunu vurguladı. Bu durum, uluslararası toplumun barış ve güvenlik hedeflerine yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.

Son olarak, bakanlar, bu tür provokasyonların önüne geçilmesi ve gelecekte benzer durumların yaşanmaması için somut adımlar atılması gerektiğini belirttiler. Uluslararası hukuka tam riayet edilmesi, alıkonulan kişilerin haklarının korunması ve insani yardım operasyonlarının engellenmemesi gerektiği vurgulanarak, bölgedeki istikrar ve güvenliğin sağlanması için uluslararası işbirliğinin önemine dikkat çekildi. Bu durum, Türkiye'nin bölgedeki rolünün ve uluslararası arenadaki etkisinin bir kez daha göz önüne serdiği bir gelişme olarak değerlendirilebilir.