Türkiye'nin dijital güvenliğine yönelik hassas bir operasyonun perde perde açılmasının ardından, FETÖ/PDY'nin devlet kurumlarına sızma stratejileri hakkında çarpıcı bilgiler ortaya çıktı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamaları, MASAK'ın kritik dijital altyapısında gerçekleştirilen yetkisiz işlemlerin ve sistem güvenliğinin ihlal edildiğini gösteriyor. Bu durum, FETÖ'nün sadece personelle sınırlı kalmayıp, devletin en önemli istihbarat sistemlerine uzanma çabasının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Soruşturma, MASAK'ın Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yapılan ihlallerin, 2012-2018 yılları arasında FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişiler tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koydu. Bu kişiler, AGMLAB A.Ş., MRD A.Ş. ve Barış Ata A.Ş. gibi şirketler aracılığıyla EMİS yazılımının geliştirilmesine ve sistemin yönetilmesine aktif rol oynadı. Şirketler arasındaki ortaklıklar ve üst düzey sorumlulukları, FETÖ'nün askeri ve bilişim alanındaki etkisini daha da pekiştirdi. Soruşturma, örgüt mensuplarının, 15 Temmuz hain darbe girişimi öncesi ve sonrasında yurt dışına akın ettiğini de tespit etti.
Operasyon, EMİS sisteminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve bakanlar hakkında sorgulamaların yapılmasıyla daha da dikkat çekici hale geldi. Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler Listesi'ne (PEP) ilişkin koruma sisteminin devre dışı bırakılması, sistemdeki veri bütünlüğünün ihlal edilmesi ve bazı veri alanlarının sonradan silinmesi gibi teknik bulgular, FETÖ'nün devletin hassas bilgilerine erişme hevesini gözler önüne serdi. Yönetici yetkisine sahip kullanıcıların işlem kayıtlarının tutulmaması, sistemin güvenliğinin tam olarak sağlanmadığını gösterdi.
Operasyonda, 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Bu şüphelilerden 5'i yakalanarak gözaltına alındı, 16'sı ise yurt dışında aranıyor. Ayrıca AGMLAB A.Ş. ve MRD A.Ş. gibi şirketlere mahkeme kararıyla el konuldu ve TMSF kayyım atandı. Soruşturmanın devamında, MASAK'ın eski başkanlarının da ifadelerinin alınması planlanıyor. Bu gelişmeler, FETÖ'nün devlet kurumlarına sızma planlarının ve kritik mali verilere erişme çabalarının ne kadar derinlere uzandığını açıkça ortaya koyuyor.