Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'ndaki konuşmasında, küresel arenada Türkiye’nin rolüne dair önemli stratejik değerlendirmelerde bulundu. Özellikle BM’deki reform çağrısı ve yaşanan uluslararası finansal istikrarsızlığa yönelik yaklaşımı, dikkatleri üzerine çekti. Erdoğan, ‘söylediklerimizin’ artık dünya tarafından kabul gördüğünü ve bu doğrultuda adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak, küresel siyasetin yeni bir döneme girme potansiyelini işaret etti.
Ekonomik zorluklarla mücadele eden Türkiye’nin, fon kriziyle ilgili yaklaşımını da net bir şekilde ortaya koydu. ‘Sorumluluğu olan herkesin’ bu durumun sorumluluğunu üstlenmesi ve hukuki süreçlerin işletilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli düzenlemelerin yapılacağını açıkladı. Ayrıca, terörle mücadelede ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine ulaşılacağına ve Irak ile ilişkilerin kalkınma ve refah odaklı bir zemine taşınacağına vurgu yaptı. Bu süreçte Irak’taki PKK varlığının tamamen ortadan kalkacağı ve karşılıklı ticaretin artırılacağı belirtildi.
BM’deki reform konusuna odaklanırken, Erdoğan, sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın hakkaniyetli bir şekilde temsil edilmesinin önemine dikkat çekti. Veto sisteminin, küresel sorunlara çözüm üretebilme kapasitesini düşürdüğünü ve bu nedenle tüm üyelerin çözüm süreçlerine katkıda bulunması gerektiğini savundu. Yeni bir BM modelinde, seçilmiş üyelerin belirli dönemlerle görev yapacağı ve uluslararası toplumun güvenini yeniden kazanması gereken bir yapının oluşturulması gerektiğini vurguladı. ‘Dünyanın artık duvarlara değil, köprüler’ inşa etmesi gerektiği mesajıyla, küresel işbirliğinin önemini bir kez daha hatırlattı.
Son olarak, Filistin meselesine değinirken, yaşanan acı olaylara dikkat çekerek, uluslararası toplumun daha erken müdahale etmesi gerektiğini savundu. ‘Yanlış adımların’ kıvılcımlara dönüştüğünü ve bu nedenle küresel diplomasiyi daha dikkatli yürütülmesi gerektiği vurgulandı. Gazze'deki kan davasının çözülmesinin, Ortadoğu’ya kalıcı barışın anahtarı olduğu ve İsrail'in de bu barış sürecine katkıda bulunması gerektiği belirtildi. Erdoğan, adaletsizliğe karşı duruşu ve milletin onuruyla hareket etmeye devam edeceğini belirterek, dünyanın artık Türkiye’nin ilk gün söylediği yere gelme eğiliminde olduğunu ifade etti.”}p>