Ürdün’ün karşı karşıya olduğu iddialı su eksikliği, son teknoloji bir mühendislik harikasıyla ortadan kalkacak gibi görünüyor. ‘Akabe-Amman Su Arıtma ve Taşıma Girişimi’ adını taşıyan bu kapsamlı proje, Kızıldeniz’den elde edilen, tuzlu suyu arıtarak başkent Amman’a ulaştırmayı hedefliyor. Projenin kalbi, Akabe’de kurulacak olan ileri teknoloji ters ozmoz tesisi olacak. Burada, deniz suyundan zararlı tuzlar uzaklaştırılacak ve içme suyu standartlarına uygun, güvenli bir kaynak ortaya çıkacak.

Projenin en dikkat çekici unsurunun ise 438 kilometrelik, yerin altına inşa edilecek boru hattı olduğu açıkça görülüyor. Bu devasa altyapı, arıtılan suyu Ürdün’ün güney kesimlerinden, kıran kırana yükselen çöl ve dağlık bölgelerden kuzeye doğru, Amman’a doğru taşıyacak. Bu zorlu coğrafi şartlar göz önüne alınarak, suyun yüksek basınç altında, verimli bir şekilde ilerlemesini sağlamak amacıyla dev pompa istasyonları da projenin integral bir parçası olacak. Bu sayede, suyun Amman’a ulaşması, en hızlı ve en verimli şekilde gerçekleşecek.

Ürdün yönetimi, bu transformatör projenin ilk aşamasının 2028 yılında tamamlanması ve Kızıldeniz’den elde edilen ilk, arıtılmış suyun Amman’a ulaşması hedefleniyor. Bu aşamada, tesisin yıllık 300 milyon metreküp su üretme kapasitesine sahip olması planlanıyor. Bu suyun, 250 milyon metreküpünün Amman ve çevresindeki bölgelere, 50 milyon metreküpünün ise Akabe’ye dağıtılması öngörülüyor. Bu, Amman’daki şehirlerin içme suyu ihtiyacını uzun vadede güvence altına alırken, Akabe’nin de su sorununa kalıcı bir çözüm sunacak.

Sadece bir altyapı yatırımı olarak değil, Ürdün’ün su güvenliği stratejisinin de temel taşı olan bu proje, aynı zamanda sürdürülebilirlik hedefleriyle de uyumlu. Enerji tüketimini minimize etmek amacıyla, tesisin elektrik ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılamak üzere güneş enerjisi santrali kurulacak. Yaklaşık 281 megavatlık kapasiteli bu yenilenebilir enerji kaynağı, projenin çevresel etkisini en aza indirecek. Projenin toplam maliyeti, milyarlarca doları bulması bekleniyor ve bu finansmanın büyük bir bölümünü uluslararası kalkınma bankaları, iklim fonları ve özel sektör ortaklarının sağlayacağı yatırımlar oluşturacak. Fransız SUEZ ve Meridiam liderliğindeki bir konsorsiyumun bu projede öncü rol üstleneceği belirtiliyor. Bu devasa proje, Ürdün’e sadece su sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda ülkenin ekonomik ve sosyal gelişimine de katkıda bulunacak.”}