Fon piyasasında yaşanan büyük çıkışlar, soruşturmanın odağında Tera Yatırım Holding’i ve bu krizin ardındaki perdeyi aralamaya çalışan savcı heyetini yerin altına itiyor. Şüpheli sayısı 26’ya yükselirken, ifadeler sırasında ortaya çıkan tutarsızlıklar ve iddialar, adeta bir bulmaca gibi soruşturmanın akışını etkiliyor. Yaklaşık yarım milyon yatırımcının kayıp birikimleriyle ilgili soruşturmanın merkezinde bulunan Emre Tezmen, savcının kritik sorularına beklenmedik ve çelişkili yanıtlar vererek dikkatleri üzerine çekti.
Gazeteci Murat Ağırel’in haberine göre, savcının Tera’nın fonların hisseleri yükseltmek için kullanılıp kullanılmadığına dair sorusuna verdiğı cevap, ‘Fonların hangi hisseleri aldığından haberim yok’ şeklinde oldu. Bu açıklama, şüphelilerin olası suçlu davranışlarını örtbas etmek gibi algılanırken, aynı zamanda soruşturmanın yönünü de değiştirdi. Ayrıca, Tera Yatırım’ın piyasa değerindeki astronomik artış (1.4 milyar liradan 280 milyar liraya yükselmesi) ve savcının ‘Bu nasıl oldu?’ sorusuna verilen ‘Şişme yükseliş değil, hala ucuz’ yanıtı da büyük bir şaşkınlık yaratırken, soruşturmanın derinliklerine indiği gösterdi. Bu durum, fonların nasıl bir stratejiyle yükseltildiğini ve yatırımcıların güveninin nasıl sarsıldığına dair önemli ipuçları sunuyor.
Soruşturma, sadece Tera Yatırım’la sınırlı kalmıyor. Fon yöneticisi Alper Öztürk’ün “Fon yöneticisinin böyle bir kararı kendi başına alması mümkün değil. Hakim ortağın iradesinin yansıması” şeklinde yaptığı açıklama, konunun daha geniş bir yelpazede değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, MASAK kayıtlarında da Emre Tezmen’den tek seferde 1 milyar 159 milyon 772 bin liralık bir transfer sorulması ve bu transferin ‘Prive Sigorta’ satın alınmasıyla ilgili olduğu iddiası, soruşturmanın karmaşıklığını daha da artırıyor. 2024’te 210 milyon olan transferin 2025’te 5.87 milyar liraya yükselmesi de ciddi bir şaşkınlık yaratırken, bu durumun ne anlama geldiği ve neden böyle bir artışın yaşandığı soruları akıllarda kalıyor.
Soruşturmanın akışı, sadece Tera Yatırım ve fon yöneticileriyle sınırlı kalmıyor. Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’ın da ‘Para piyasası fonunun ne olduğunu geçen hafta öğrendim’ şeklinde verdiği ifade, konunun ne kadar karmaşık ve belirsiz olduğunu gösteriyor. Bu durum, soruşturmanın genişleyerek farklı şirketleri ve bireyleri de içine alabileceği endişesini de beraberinde getiriyor. Öte yandan, TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras’ın polis eşliğinde savcılıktan mahkemeye götürülmesi ve ardından verilen 1 yıl 3 ay 18 gün hapis cezası, ifade özgürlüğü ve yargılama süreçleriyle ilgili ciddi tartışmalara yol açarken, Orhan Turan’ın da benzer bir durumla karşılaşması, soruşturmanın kapsamının ne kadar genişleyebileceği konusunda bir uyarı niteliğinde. Bu gelişmeler, fon krizi soruşturmasının sadece bir finansal skandala değil, aynı zamanda hukuki ve siyasi boyutları olan karmaşık bir süreç olduğunu da gözler önüne seriyor.