Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sürecine giren adaylar için son hazırlık aşamasında, akademik çabanın yanı sıra zihinsel sağlık da büyük önem taşıyor. Psikoloji uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, sınavın baskısını yönetmek ve başarıya ulaşmak için öğrencilere kritik uyarılarla geldi. Sınav heyecanının normal bir tepki olduğunu, ancak bu heyecanın kontrol altına alınmaması durumunda ortaya çıkabilecek olumsuz etkilerin öğrenciler için ciddi bir engel teşkil edebileceğini vurguladı.
Dr. Tansel'e göre, öğrenciler yoğun bir şekilde ders çalışmaya odaklandıklarında, uyku düzenlerini bozarak ve sürekli kıyaslamalar yaparak aslında zihinsel performanslarını düşürüyorlar. Sınav anında “Yapabilir miyim?”, “Sınavda her şeyi unutacağım”, “Emeğim boşa gidecek” gibi düşünceler, yalnızca akademik bir yük değil, aynı zamanda derin bir psikolojik baskı oluşturuyor. Beyin, tehdit algıladığında dikkat, muhakeme ve problem çözme gibi bilişsel süreçlerde zayıflama gösterirken, öğrenci gerçek yeteneklerini ortaya koymakta zorlanabiliyor. Bu nedenle, sınav kaygısıyla başa çıkmak için sadece ders tekrarına değil, aynı zamanda duygu düzenleme becerilerini geliştirmeye odaklanmak gerekiyor.
Sınav kaygısının tamamen olumsuz bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Tansel, belirli düzeydeki kaygının motivasyon kaynağı olabileceğini ifade etti. Ancak, kontrolsüz kaygının fiziksel ve zihinsel belirtilerle birlikte performansı olumsuz etkileyebileceğini vurguladı. Kaygının tamamen ortadan kaldırılması değil, yönetilebilir bir seviyede tutulması gerektiği belirtildi. Kontrolsüz kaygı, dikkat dağınıklığı, unutkanlık, çarpıntı ve ‘bildiğini yapamama’ gibi sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle, öğrencilerin sınav anındaki baskıyla başa çıkmak için nefes egzersizleri, kısa yürüyüşler, müzik dinleme veya aileleriyle geçirilen kaliteli zamanlar gibi stres azaltıcı aktivitelerle uğraşmaları önerildi.
Son olarak, Dr. Tansel, öğrencilerin kendi çalışma düzenlerini belirlemesi ve bireysel psikolojik dayanıklılıklarını artırmaları gerektiğini hatırlattı. Sosyal medyada oluşan “sürekli çalışma” baskısının kaygıyı artırdığını ve her öğrencinin öğrenme biçiminin farklı olduğunu vurguladı. Öğrencinin kendi çalışma temposuna ve zihinsel kapasitesine uygun bir strateji geliştirmesi gerektiği belirtildi. Sınav anında olumsuz otomatik düşüncelere kapılmamak için, “Şu an kaygılı olmam normal”, “Elimden geleni yapacağım” veya “Sorulara tek tek odaklanacağım” gibi zihinsel dayanıklılığı artıran ifadeler kullanılması gerektiği vurgulandı.”}