Türkiye’nin yerel yönetimlerinin etkinliğinin ve şeffaflığının güvence altına alınması, her zaman olduğu gibi günümüzde de önemli bir konu. Ancak Sayıştay’ın son raporları, mahalli idarelerdeki iç denetim sistemlerinde ciddi eksiklikler olduğunu ve bu durumun kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını engellediğini açıkça ortaya koyuyor. Rapor, özellikle belediyelere yönelik yapılan denetimlerde tespit edilen bulgularla birlikte, yerel yönetimlerin daha hesap verebilir hale gelmesi için kritik bir değerlendirme sunuyor.

Raporun merkezinde yer alan en önemli bulgu, iç denetçi kadrosunun yetersiz kullanımı. 2025 yılı itibarıyla, 514 iç denetçi kadrosundan sadece 181’i dolu bulunuyordu. Bu durum, belediye idarelerinin kendilerine bağlı iç denetçiler aracılığıyla yapılan denetimler konusunda yeterli istekliliğe sahip olmamasına işaret ediyor. Rapor, iç denetçilerin etkin bir şekilde görev yapabilmesi için yeterli sayıda personel sağlanmasının ve bu personelin gerekli eğitimleri almasının önemini vurguluyor. Ayrıca, iç denetçilerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı da bu noktada kritik bir rol oynuyor.

Sayıştay raporları, 2025 yılında yürütülen 708 adet düzenlilik denetiminin sonuçlarını da gözler önüne seriyor. Bu denetimler sonucunda toplam 10 bin 783 adet bulgu tespit edilmiş, bunlardan 8 bin 785’i mahalli idarelere ait. Bulguların önemli bir kısmı, mevzuat ihlallerini, kaynak israfını ve etkin yönetim eksikliğini gösteriyor. Örneğin, emlak vergisi tahakkuk ve tahsilatında mevzuat hükümlerine uyulmaması, otopark yönetmeliği hükümleri uygulanmaması, harfiyat ve inşaat atıklarının kontrolünün yapılmaması gibi durumlar, yerel yönetimlerin yönetiminde ciddi sorunlar olduğunu ortaya koyuyor. Bu bulguların, ilgili idareler tarafından derhal çözülmesi ve benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması gerekiyor.