Ekonomik arenada çalkantılı bir atmosferin ortasında, Tera Yatırım ve Menkul Değerler’in Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile yönetim kurulu üyeleri Emre ve Kerem Alkin kardeşlerin ortak paydası, babalarının geçmişteki bürokratik kariyerlerindeki yolsuzluk iddiaları oldu. Bu durum, hem şirketin geleceği hem de kamuoyunun algısı üzerinde önemli bir etki yaratmaktadır.
Emre Tezmen’in hesap uzmanı olan babası Oğuz Tezmen’in kariyeri, Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü’nden sonra Posta İdaresi, Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliği gibi görevlerle şekillenmiş. Başarılı görünümü, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı ve seçim dönemindeki kısa süreli Ulaştırma Bakanlığı görevlerine uzanmıştı. Ancak, bu dönemde Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın açtığı yolsuzluk, haksız mal edinme ve oğlu Emre Tezmen’in üzerine kayıtlı malları gizleme suçlamaları, aile içinde bir gölge oluşturmuş. 25 yaşındaki Emre Tezmen’in, babasından aldığı önemli bir servete sahip olması, bu iddiaların merkezine yerleşmişti. Oğul, babasının mal varlıklarını gizleyerek, kamuoyunda büyük bir şaşkınlık yaratmıştı.
Bu karmaşık tablo, Kerem ve Emre Alkin kardeşlerin babası Prof. Dr. Erdoğan Alkin’in Emlakbank Yönetim Kurulu üyesi olduğu dönemde de yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelmesiyle daha da derinleşmişti. Kader mi, tesadüf mü bilinmez, yolsuzluktan yargılanan babalarının oğulları aynı şirket yönetiminde buluşmuş ve bu kez de onlar da yolsuzlukla suçlanmıştı. Savcı Ahmet Adil Kubat’ın, haksız edindikleri iddiasıyla Oğuz Tezmen’in de aralarında bulunduğu 16 üst düzey bürokratın tutuklanmasını talep etmesi, olayın ciddiyetini göstermişti. Mahkeme, tutuklama talebini kabul etmese de, bürokratların mal varlıklarına tedbir koyarak, soruşturmanın devam etmesini sağlamıştı.
Oğuz Tezmen, Belçika’da bulunan oğlu Emre Tezmen’in üzerinde bulunduğu malları gizlediği iddiasıyla savcılığa karşı savunmasını yaparken, “25 yaşındaki oğlumun mal varlığından benim haberim olamaz” şeklinde bir açıklama yapmıştı. Bu savunma, gençlerin mal varlıklarının gizlenmesi gibi önemli bir etik sorunu da göz önüne seriyordu. Tezmen ailesinin, görevde olduğu dönemlerde fahiş ağırlama ve temsil giderlerine ilişkin sorulara verdiği ilginç yanıtlar (“Geçen zaman içinde edindiğim mallar çok değer kazandıysa suç benim mi?”), bu karmaşık durumu daha da karmaşık hale getirmişti.