Türkiye’nin güvenlik ve barış stratejilerinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilecek alt kurulların oluşturulması, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Özellikle, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bu kurullarda yer almasıyla ilgili ortaya atılan iddialar, siyasi tartışmaları yeniden alevlendiriyor. DEM Parti’nin kaynakları, Öcalan’ın Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulunda üye olmaktan ziyade, koordinatör olarak görev alacağını ve kendisine bağlı bir alt koordinasyon ağı oluşturacağını öne sürdü.
Bu iddia, sürecin dinamiklerini değiştirme potansiyeli taşıyor. Kurulda, çeşitli siyasi aktörlerin ve Kürt kanaat önderlerinin yer alması beklenecekken, kesin bir liste henüz belirlenmedi. Ancak, kurulun sadece silahsızlanmanın teknik boyutlarıyla sınırlı kalmayacağı, siyasallaşma sürecine ilişkin çalışmaların da bu koordinasyon üzerinden yürütüleceği belirtiliyor. Bu durum, sürecin daha kapsamlı bir perspektifle ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Süreç, ekim ayında yapılacak Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısıyla ivme kazanacak. Toplantı öncesinde sahadaki pratik çalışmaların devam etmesi, ardından MGK’nın ara karar alması ve kurulların işlevsel hale gelmesinin önünün açılması hedefleniyor. Bu aşamada, kurulların çalışmalarında belirli bir aşamaya ulaşılması durumunda, MGK’nin yeniden toplandığı ve ‘teyit ve tespit’ kararlarının netleştirilerek duyurulduğu beklentisi hakim. Bu durum, sürecin karmaşıklığını ve belirsizliklerini artırmaktadır.