Sağlık bilimlerinin öncülerinden, Prof. Dr. Ergüder, tütünle mücadelenin yeni bir evresine işaret eden, Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan yasal düzenleme önerisini detaylarıyla paylaştı. Dünya genelinde 1,2 milyar kişinin tütün bağımlılığıyla mücadele ederken, her yıl 7 milyon insanın hayatının kaybettiği gerçeği göz önüne alındığında, bu önlemlerin aciliyeti tartışılmaz bir hal alıyor. Dünyanın tütün kontrolü alanındaki en başarılı örneklerinden ilham alarak, Türkiye de bu mücadelede yeni bir stratejiye imza atmaya hazırlanıyor.
Önümüzdeki dönemde, 1 Ocak 2015’ten itibaren doğan bireyler için yaşam boyu tütün ürünü kullanımının yasaklanması, 2040’tan sonra ise tüm tütün ürünlerinin üretimi ve satışı tamamen durdurulması planlanıyor. Bu kapsamlı yaklaşım, özellikle genç nesillerin tütünle olan bağını koparma konusunda kritik bir rol oynayacak. İngiltere, İngiltere, Finlandiya, Avustralya gibi ülkelerin bu konudaki erken adımlarını taklit ederek, Türkiye de tütün kontrolü konusunda küresel standartlara yaklaşıyor. Bu strateji, sadece bireylerin sağlığını korumakla kalmayacak, aynı zamanda ülke ekonomisine de önemli katkılar sağlayacak.
Türkiye’nin tütün kullanımı konusunda son yıllarda gözlemlediği yeniden artış, özellikle kadın ve gençlerin sigara tüketimindeki yükseliş, bu yasal düzenlemenin hazırlanmasında önemli bir etken oldu. Sağlık Bakanlığı, bu trendin önüne geçmek için, tütün endüstrisine karşı daha sert politikalar uygulamayı hedefliyor. Bu doğrultuda, tütün satış verilerinin 2012’de 91 bin ton ve 4,5 milyar paketten 2025’te 160 bin ton ve 8 milyar pakete ulaşması bekleniyor. Bu artış eğilimini tersine çevirmek ve toplum sağlığını korumak için, bu yasal düzenleme hayati önem taşıyor.
Yeni yasa, sadece tütün kullanımını yasaklamakla kalmayacak, aynı zamanda tütün endüstrisine yönelik vergi politikalarını da güçlendirecek. Sigara paketlerine getirilecek “sağlık vergisi”nden elde edilecek gelir, özellikle koruyucu ve geliştirici sağlık hizmetlerine yönlendirilecek. Bu yaklaşım, tütünle mücadeledeki başarının sürdürülebilirliğini sağlamanın yanı sıra, toplum sağlığına doğrudan katkı sağlayacak. Ayrıca, kanun teklifinin akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan saha araştırmaları da, düzenlemenin etkinliğini artıracak ve toplumun farklı kesimlerinin görüşlerini dikkate alacaktır.