Anamur'da trajik bir olay, hayatın acımasızlığını bir kez daha gözler önüne serdi. 29 Temmuz 2025'te meydana gelen ve 12 yaşındaki Eyüp Can Güner'in hayatını kaybetmesine neden olan olay, Anamur Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeni bir döneme işaret ediyor. Olayın perde arkasında yer alan detaylar, bilirkişi raporunun ortaya çıkardığı çelişkilerle birlikte adeta bir gizem havası yaratıyor.

Olay, Saray Mahallesi Atatürk Bulvarı üzerindeki Osman Sinanoğlu pasajında başladı. Şüpheli N.U., 12 yaşındaki Eyüp Can'ı kovaladıktan sonra çocuğun düşmesine neden olduğu iddialarıyla birlikte, olayın nasıl gerçekleştiği ve sanığın sorumluluğu sorusu gündeme geldi. Otopside tespit edilen kafa travması, kemik kırıkları ve iç organ yaralanmaları, ölümün basit bir düşme sonucu olmadığının işaretini veriyordu. Ancak, bilirkişi raporu, olayın karmaşıklığını daha da artırıyor.

Bilirkişi heyetinin hazırladığı rapor, Eyüp Can'ın 4 metre yükseklikten düşüş yaşadığını, sırtı bina iç tarafına dönük, tabelanın üst kısmına ve ardından beton zemine çarptığını belirtiyor. Rapor, düşüşün 90-100 desibel arasında, motosiklet veya çim biçme makinesi sesine benzer bir gürültüyle gerçekleştiğini de vurguluyor. Ayrıca, rapor, çocuğun 2.8 saniyede hızla düşmesinin, bedenin üst tarafına önden alacağı basınçla mümkün olduğunu değerlendiriyor. Bu ifade, olayın nasıl gerçekleştiğine dair tartışmaları daha da alevlendiriyor.

Ancak, olay günü annesi Güllü Can'ın ifadesi, bilirkişi raporundaki iddialara tam zıt bir tablo çiziyor. Can, Adli Tıp raporunun ortaya çıkardığına göre, oğlunun sanık N.U. tarafından baskı ile itilerek atılıp öldürüldüğünü iddia etti. Bu iddia, sanığın suçluluğunu artırmış ve mahkemede daha ağır cezalandırılmasını talep etmiş oldu. Müşteki avukatının, bilirkişi raporuna dayanarak sanığın çelişkili beyanlarda bulunduğu ve pasajda tıkırtı duyduğunu ifade ettiği vurgusu, davanın gidişatını etkileyebilir.