Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler’in 81. Genel Kurulu’nda New York’ta yaptığı güçlü bir konuşmada, küresel sistemde reform çağrısında bulunarak, uluslararası arenada Türkiye’nin rolüne dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, BM’nin, 190’dan fazla ülkenin temsil edildiği ve 5 ülkenin veto yetkisiyle karar alma süreçlerini etkilediği bir yapıda, küresel istikrar ve adalet hedeflerine ulaşmasının zorluğunu vurguladı. Mevcut sistemin, tüm bölgelerin ve kültürlerin hakkaniyetli bir şekilde temsil edilmesini sağlayamadığını savladı.
Erdoğan, BM’nin yeniden yapılandırılması gerektiğini, özellikle veto mekanizmasının kaldırılması gerektiğini ve Genel Kurul’un daha güçlü ve etkili bir hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. ‘Yeni duvarlara değil, yeni köprülere’ yaklaşımını benimseyerek, dünyanın tüm bölgelerinin, kendi sorunlarını çözmek için kendi tecrübelerini ve iradelerini kullanarak küresel sistemde yer alması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin, bölgesel sorunlara çözüm üretme konusunda ve küresel istikrar için aktif bir rol üstleneceğini belirterek, BM’nin yeniden inşa edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Konuşmasında, Türkiye’nin, Gazze’deki durum başta olmak üzere, Suriye, Irak, Ukrayna ve Afrika’daki sorunlar gibi bölgesel krizlere duyarlılığını ve çözüm odaklı yaklaşımını da vurguladı. Türkiye’nin, uluslararası arenada mazlumların ve adaletsizliğe karşı çıkanların sesi olmaya devam edeceğini, BM’nin de bu misyonu desteklemesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca, Sıfır Atık Hareketi gibi iklim değişikliğiyle mücadeledeki Türkiye’nin çabalarını da hatırlatarak, küresel işbirliğinin önemine dikkat çekti.
Erdoğan, Birleşmiş Milletler kürsüsüne ilk çıktığı günden bu yana sürdürdüğü dimdik duruşu ve aynı hedeflere odaklanma stratejisini, uzun yolculuğunun temelini oluşturduğunu belirterek, BM’nin yeniden güvenilir bir aktör haline gelmesi için gerekli adımların atılması gerektiğini, bu yolculukta Türkiye’nin de yanlarında olacaklarını ifade etti. Türkiye’nin, 2027 yılını iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yılı nedeniyle önemli bir referans noktası olarak görmeyi hedeflediğini belirterek, küresel arenadaki rolünü daha da güçlendirmeye devam edeceğini sözünü verdi.