Dünyayı saran Covid-19 salgını sırasında küresel çapta fark yaratmış olan Uğur Şahin ve Özlem Türeci, şimdi de biyoteknoloji alanında yeni bir yolculuğa çıkıyor. 2008'de kurdukları BioNTech'in ardından, hayata geçirecekleri son proje Arife olacak. Bu yenilikçi şirket, özellikle kanser tedavisinde devrim yaratabilecek mRNA terapileri üzerine yoğunlaşacak ve insan sağlığına yapacakları katkıyla öne çıkacak.
Almanya'nın Mainz kentinde kurulan Arife, Avrupa Şirketi (SE) statüsünde faaliyet gösterecek. Şirketin başlangıç sermayesi 120 bin Euro olarak belirlenmiş ve başlangıçta üç haneli sayıda çalışan istihdam edilecek. Şirketin yönetim ve denetim kurulunda uzman isimlerden oluşan bir ekip yer alacak. Bu stratejik hamle, Şahin ve Türeci'nin uzun yıllardır geliştirdikleri mRNA teknolojilerinin potansiyelini daha da ileriye taşımayı amaçlıyor.
Arife'nin temel faaliyet alanı, yeni nesil mRNA terapilerinin geliştirilmesi, üretimi ve pazarlanması olacak. Bu yaklaşım, vücuttaki hücrelerin belirli faydalı maddeleri geçici olarak üretmesini sağlayarak, kanser hücrelerinin bağışıklık sistemi tarafından tanınmasına ve etkisiz hale getirilmesine yardımcı olacak tedavilerin geliştirilmesini hedefliyor. Şirketin adı, ‘bilen, bilgili kadın’ anlamına gelen ‘Arife’ kelimesinden türetilmiş olup, Şahin ve Türeci’nin yenilikçilik anlayışını ve bilimsel bilgi birikimini yansıtıyor.
Bu yeni girişimde, Arife'nin finans direktörü olarak Michael Maximilian Kring görev yapacak. Kring, 2009-2014 yılları arasında BioNTech'te finans direktörü olarak görev yapmış ve halen Cellbrick Therapeutics'in finans direktörü olarak çalışmalarına devam ediyor. BioNTech ile yapılan iş birliği, Arife'ye teknoloji transferi ve azınlık hissesi sağlayacak. Şahin ve Türeci'nin bu projeyle mRNA terapileri alanında daha fazla araştırma ve geliştirme yapma hedefi, biyoteknoloji dünyasında yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.