Denizcilik sektöründe alışılmadık bir durum yaşanıyor. Küresel ölçekte taşınan mal miktarı 2026 yılına kadar yaklaşık %1 oranında azalması öngörülmesine rağmen, deniz taşımacılığında kar oranları ve gemi işletmelerinin kârlılıkları, son 40 yılda görülen benzer senaryolara kıyasla oldukça yüksek seviyelerde seyretmeye devam ediyor. Bu durum, sektördeki dinamikleri ve küresel tedarik zincirlerini yeniden değerlendirme ihtiyacını doğuruyor.

Maritime Strategies International’ın raporlarına göre, bu durum son 40 yılda deniz taşımacılığında meydana gelen yalnızca dördüncü düşüş olarak tarihe geçebilir. Geleneksel mantık, daha az yük hacmi ile birlikte navlun ücretlerinde azalma beklentisidir. Ancak, Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz ve diğer stratejik deniz geçişlerindeki artan güvenlik riskleri ve uzun süren rotalar, bu beklentiyi tamamen değiştiren bir faktör olarak ortaya çıkmıştır. Bu durum, denizcilik sektöründe alışılmadık bir denge yaratmaktadır.

Temel sorun, taşınan yük miktarı ile denizlerde bulunan kullanılabilir kapasite arasındaki zıtlıkta yatmaktadır. Yük miktarı azalırken, bazı gemi filoları daha uzun mesafelerde seferler yaparak mevcut kapasitelerini korumaya çalışmaktadır. Özellikle petrol tankerleri, güvenlik kaygıları nedeniyle Hürmüz Boğazı gibi hassas bölgelerden uzaklaşarak, daha uzun rotalara yönelmektedir. Bu durum, mevcut taşıma kapasitesini kısıtlayarak, piyasadaki rekabeti artırmaktadır. 2026 yılına kadar, bu durumun deniz taşımacılığında en büyük kırılma noktası oluşturması bekleniyor.

Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafişindeki sert düşüş, özellikle büyük petrol tankerlerinin günlük spot fiyatlarında önemli artışlara neden olmuştur. Güvenlik risklerinin artmasıyla birlikte, bu tankerlerin günlük kazançları bazı durumlarda 1,25 milyon dolara kadar ulaşabilmektedir. Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı çevresindeki güvenlik sorunları da benzer bir etki yaratmakta, bazı gemilerin rotalarını değiştirmesine ve konteyner gemilerinin uzun süren Ümit Burnu sapmalarının ardından yeniden Süveyş Kanalı’na dönmesine neden olmaktadır. Panama Kanalı’nda ise kuraklık ve El Niño gibi doğal afetler, geçiş kapasitesinde belirsizlikler yaratmaktadır. Bu faktörler, deniz taşımacılığında ‘ton-mil’ kavramının önemini vurgulamakta; yani, yükün taşınan miktarı kadar değil, taşınan mesafenin etkisinin ne kadar kritik olduğunu göstermektedir.”}