ABD, küresel arenada etkisini artırma ve alternatif iletişim kanalları oluşturma hedefiyle, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i G20 Zirvesi'ne katılmaya davet etti. Aralık ayında Miami'de düzenlenecek olan zirve, Rus liderin 2022'deki Ukrayna operasyonundan sonra katılacağı ilk büyük uluslararası platform olacak. Bu davet, Putin'in diğer dünya liderleriyle doğrudan etkileşim kurması ve diplomatik bir diyalog zemini oluşturması açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı açıklamada, Putin'in davetini şu şekilde değerlendirdi: ‘Başkan Putin’in G20'ye katılımı, Trump ile olan iletişimini yeniden tesis etmenin yanı sıra, diğer dünya liderleriyle de etkileşim kurma imkanı sunuyor. Bu davetin kabul görmesini umuyoruz.’ Kremlin henüz bu davete resmi bir yanıt vermemiş olsa da, Rusya’nın G20’de aktif rol oynamaya devam edeceği öngörülüyor. Zirveye Trump National Doral golf kulübünde düzenlenecek.
Bu davet, Ukrayna savaşının küresel siyaset üzerindeki etkilerini de göz önüne alınarak dikkatli bir şekilde değerlendiriliyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, bu davet üzerine yaptığı açıklamada, ‘Görüşmeli, konuşmalı ve kararlar almalıyız. Mesele sözler değil. Ona ne söyleyeceğim ya da onun bana ne söylemek istediği önemli değil. Önemli olan sonuçlar. Hepsi bu’ diyerek, bu davetin potansiyelini vurguladı. Zelenskiy, Rusya’nın gelirlerini azaltmaya ve savaş çabalarını sekteye uğratmaya devam etmeleri çağrısında bulundu, ayrıca Putin durdurulmadığı takdirde savaşın Ukrayna sınırlarının ötesine yayılabileceği uyarısında bulundu.
G20 platformunda Rusya’nın yerini almak, Avrupa Birliği gibi diğer ülkeler tarafından da yakından takip ediliyor. Ağustos ayında Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov’un toplantılara davet edilmesi, bazı ülkeler tarafından tepkiyle karşılanmış ve Rus liderle ‘aile fotoğrafı’ çekimi için poz vermeme kararı alınmıştı. Bu durum, G20’de Rusya’nın dışlanma riskini ve gelecekteki zirvelerdeki rolünü şekillendirecek önemli bir gösterge olarak değerlendirilebilir. ABD’nin bu hamlesi, küresel diplomasi ve ekonomik ilişkilerde yeni bir denge unsuru oluşturabilir mi, merak konusu.