Azerbaycan’da eğitim sisteminde önemli bir revizyon yaşandı. Başbakan Ali Asadov’un imzasıyla kabul edilen 309 sayılı kararname, devlet okullarında öğrenci kıyafeti konusunda önemli değişiklikler getiriyor. Bu değişiklikler, okullarda ‘başörtüsü’ olarak tanımlanan dini başlıkların kullanımını doğrudan kısıtlamasa da, okul formunun bütünlüğünü koruma altına alan bir çerçeve çiziyor.
Düzenleme, Bakanlar Kurulu tarafından yayımlanan resmi metinde açıkça ‘başörtüsü’ veya ‘hicab’ gibi terimlerin kullanılmamasıyla dikkat çekiyor. Bunun yerine, kararda öğrencilerin okul kıyafetinin belirlenen standartları dışına taşmasını engelleyecek hükümler yer alıyor. Bu durum, bazı yorumcuların ‘başörtüsü yasaklanıyor’ şeklinde bir değerlendirmede bulunmasına neden olmuş olsa da, temel amaç laiklik ilkesini gözeterek okul ortamını düzenlemek şeklinde şekilleniyor. Veliler, çocuklarının kıyafetleriyle ilgili belirlenen şartlara uyum sağlamakla birlikte sorumluluk üstlenirken, okulların Pedagoji Şuraları öğrencilerin kurallara uygunluğunu denetleyecek.
Bu yeni düzenlemenin hukuki temeli, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 7 Temmuz 2026 tarihinde imzaladığı yasa değişikliğiyle oluşturulmuş. Bu yasa değişikliğiyle Azerbaycan’ın eğitim sisteminin temel ilkeleri arasında ‘millilik ve laiklik’ ilkesi yer almış ve öğrencilerin ve eğitimcilerin belirlenmiş kıyafet şartlarına uyması zorunlu hale getirilmiş. Ayrıca, Bakanlar Kurulu’na mevcut düzenlemeyi yeni yasa doğrultusunda güncelleme görevi verilmiş ve bir istisna hükmü de eklenmiş. Bu istisna, Azerbaycan halkının milli-manevi değerleriyle ilgili etkinliklerde, okulun Pedagoji Şurası’nın kararıyla milli kıyafetlerin veya unsurlarının kullanılabilmesine olanak tanıyor.
Son olarak, bu düzenlemenin uygulanmasıyla birlikte okul internet sitelerinde veya bilgilendirme panolarında yayınlanması gereken duyurularla birlikte, velilerin çocuklarının kıyafetlerine ilişkin sorumlulukları da netleştirilmiş oldu. Bu gelişmeler, Azerbaycan’daki eğitim camiasında yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilebilirken, laiklik ilkesi ve kültürel kimlik arasındaki dengeyi koruma çabalarının bir göstergesi olarak da öne çıkıyor.”} attı: