Finans sektöründeki karmaşık bir senaryo, Türkiye’de faaliyet gösteren Bank Mellat’ın sonunu getirdi. BDDK’nın aldığı kritik karar, bankanın İstanbul merkez şubesinin faaliyet izninin iptaliyle sonuçlanırken, bu durum Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) devreye girmesine neden oldu. Bankanın operasyonlarının TMSF’ye devredilmesi, bankanın yaklaşık 40 yıllık geçmişine rağmen, yasal bir sona doğru ilerlediğini gösteriyor.
BDDK’nın 18 Eylül 2026 tarihli kararı, Bank Mellat’ın faaliyet izninin kaldırılmasına resmiyet kazandırdı. Bu adımın ardından, bankanın yönetim ve denetim sorumluluğu TMSF’ye nakledildi. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 71. maddesi uyarınca yürütülen bu süreç, bankanın sigortalı mevduatlarının ödenmesinin ardından, mahkemeye doğrudan iflas talebinde bulunulmasıyla yeni bir evreye girecek. Bu durum, mevduat sahibinin haklarının korunması açısından önemli bir kilometre taşı oluşturuyor.
TMSF’nin açıklamaları, sürecin nasıl ilerleyeceğine dair net bir çerçeve çiziyor. Bank Mellat’ın sigortalı mevduatlarının tamamının karşılanmasının ardından, banka mahkemeye başvurarak resmi olarak iflas talep edecek. Mahkeme tarafından iflas kararı verilmesi halinde, TMSF, bankanın varlıklarının tasfiyesini yaparak, mevduat sahiplerinin haklarını en üst düzeye çıkarmak için çalışacak. Eğer mahkeme iflas kararı vermezse, TMSF, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na dayanarak, bankanın iradi tasfiyesini başlatacaktır.
Bu karmaşık süreç, bankacılık sektöründe ve mevduat sahiplerinin güvenliği açısından büyük önem taşıyor. TMSF’nin bu adımlarla ilerlemesi, hem bankanın mali durumunun iyileştirilmesine hem de mevduat sahiplerinin haklarının korunmasına yönelik bir strateji oluşturuyor. Sürecin tamamlanması, sektördeki benzer risklerin önlenmesi açısından da önemli bir ders niteliğinde olacaktır.