İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın titizlediği ‘fon operasyonu’, Nişantaşı’nın ihtişamlı yüzeyinin altında yatan karmaşık finansal yapıyı gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor. Bu kapsamlı inceleme sonucunda, lüks semtin yarısı, çeşitli uluslararası projelerin finansmanında yer almış isimlerle ilişkilendiriliyor. 2 milyar liraya mal olan katlı otopark ve çarşı projesi, Düsseldorf’daki Northgate emlak girişimi, Solingen’deki 72 odalı otel planı ve Almanya’daki toplam 200 milyon Euro’luk varlık havuzu, soruşturmanın sadece başlangıç noktası olduğunu gösteriyor.

Soruşturmanın geniş kitlelere yayılan etkileri, İspanya’nın Malaga şehrindeki lüks villa projesinden, İstanbul Levent’teki Peker Kuleleri’ne kadar uzanıyor. KKTC’de milyonlar değerinde deniz manzaralı arsa satışı gibi yatırımlar da şüphelilerin finansal ağının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu durum, sadece gayrimenkul sektörünü değil, yatırım ortamını da derinden etkileme potansiyelini taşıyor. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında, diğer ülkelerdeki varlıkların da dahil olması bekleniyor.

Operasyonun dikkat çekici bir özelliği ise, gözaltı süreçlerindeki farklılıklar. Soruşturma kapsamında tutuklanan ve ardından serbest bırakılan Kemal Akkaya ve Enver Çevik gibi isimlerin ifadeleri, soruşturmanın karmaşıklığını ve farklı aktörlerin yer aldığı yapıyı gözler önüne seriyor. Ancak, soruşturma boyunca herhangi bir görsel materyal paylaşılmaması, yargıda adil muamele konusunda kamuoyunda ciddi endişelere yol açtı. Sosyal medyada, ‘Yargıda adamına göre muamele mi var?’ ve ‘Foncuların neden tek bir görüntüsü bile çıkmadı?’ gibi sorular, sürecin şeffaflığına dair soruları yeniden gündeme getirdi.