Doğanın dengesi, modern yaşamın getirdiği zorluklarla giderek daha fazla tehdit altında. Sıcaklık rekorları, orman yangınları, yıkıcı fırtınalar gibi doğal afetlerin sıklığı, tüketim alışkanlıklarımızın ve kaynakların verimsiz kullanımının açık bir göstergesi. Türkiye, bu küresel sorunlara duyarlılıkla yaklaşıyor ve Sıfır Atık Projesi ile sürdürülebilir bir geleceğe geçiş için önemli bir kilometre taşı oluşturuyor.

BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan, Uluslararası Enerji Ajansı’nın enerji dönüşümü konferansında, kaynakların bilinçli kullanımı ve atık yönetimindeki yeniliklerin önemine dikkat çekti. ‘Neden daha fazla enerji üretmek zorundayız?’ sorusunun cevabını ararken, üretim süreçlerini atık oluşturmayacak şekilde yeniden tasarlamanın, doğaya olan yükü azaltmanın ve sürdürülebilir bir sistemin temelini oluşturmanın yollarını aramamız gerektiğini vurguladı. Suyun, toprağın ve havanın döngüsel yapısını anlamak, atığı bir hammadde kaynağına dönüştürmek ve ‘kullan-at’ kültüründen uzaklaşmak, bu dönüşümün ilk adımları.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki başarıları, bu vizyonu destekliyor. Avrupa’da 5’inci ve dünyada 11’inci sırada yer alan güneş ve rüzgâr enerjisi potansiyeli, 2035’e kadar kurulu gücünü 120 bin megavat seviyesine çıkarmayı hedefliyor. Bu hedefin, enerjiyi en verimli şekilde üretmek ve sıfır atık yaklaşımını eylem planının bir parçası olarak entegre etmek üzerine kurulu olması, sürdürülebilir bir enerji geleceği için umut verici bir adım.

COP31’de Türkiye’nin ev sahipliği yapacak olması, sıfır atık ve temiz enerji dönüşümünün küresel arenada daha da görünür hale gelmesini sağlayacak. Ortak hedefleri korurken her ülkenin kendi koşullarına uygun çözümler geliştirebileceği bir yaklaşım, hedeflerin sahada uygulanabilir sonuçlara dönüştürülmesini sağlayacaktır. Bu dönüşüm, sadece enerji politikalarını değil, aynı zamanda tüketim alışkanlıklarımızı, üretim süreçlerimizi ve atık yönetimimizi yeniden tanımlayacaktır.”}çátık 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedefimizi, temiz enerjiyi en az israfla üretme ilkesi üzerine inşa ediyoruz. Bu nedenle sıfır atık yaklaşımını, kasım ayında ev sahipliği yapacağımız COP31’in eylem gündemi kapsamında daha da ileri taşımayı arzu ediyoruz. Çünkü sıfır atık, üretimden tüketime kadar her alanda gerçek bir dönüşümün kapısını aralayan en güçlü yoldur. Sıfır atık, dönüşüm için güçlü bir yol gösterici.

Kaynakları çıkarıyor, işliyor ve tüketiyoruz. Tüm bu süreçlerde enerji harcıyor, sonra ürettiklerimizi atığa dönüştürerek sistemin dışına bırakıyoruz. Oysa atık dediğimiz her şeyin içinde enerji, doğal kaynaklar ve insan emeği var. Çünkü her yıl küresel olarak 5.8 trilyon tabak yemeğe eşdeğer gıda tüketilmeden israf ediliyor ve biz gıda israfını nadiren enerji israfıyla ilişkilendiriyoruz. İnsanların yüzde 85’i, ihtiyacından hep daha fazlasını alma temayülü içinde. O nedenle bizim birincil meselemiz, tek kullanımlık ürünler etrafında şekillenmiş kullan-at kültüründen uzaklaşmak olmalı.

Kürelesel Hedeflerle Sahada Olmalıyız
ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum: Temiz enerji dönüşümünde hedefler büyük ölçüde ortaya konuldu. Hedeflerin uygulanabilir sonuçlara dönüştürülmesine odaklanılmalı. Ortak hedefleri korurken her ülkenin kendi koşullarına uygun yollar geliştirebileceği bir uygulama zemininin kurulması gerekir. Bunları sahada karşılık bulan bir bütüne dönüştürmeliyiz. Küresel hedeflerle ülkelerin uygulama kapasitesi arasındaki mesafeyi azaltmamız gerekiyor. Bunun için bugün paylaşılan deneyimleri ve önerileri burada bırakmayacağız. Bunları COP31’e giden çalışmalarımıza taşıyacağız.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin