Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), Suriye’de gerçekleştirilen kapsamlı operasyonla, terörist unsurların yakalanması ve Türkiye’ye getirilmesi, ülkenin güvenliğine önemli bir katkı sağlamıştır. Operasyon sonucunda, ‘Kırmızı Bülten’ kategorisine dahil olan 10 DEAŞ’lı terörist, Türkiye’ye getirildi ve bu durum, terör örgütünün iç operasyonlarındaki etkisini daha da azaltmıştır.
Yakalanan teröristlerin 9’u tutuklanmış, birinin ise gözaltı süreci uzatılmıştır. MİT’in istihbarat çalışmaları, Türkiye’den Suriye’ye geçerek DEAŞ’a katılan Türk kökenli şüphelilerin tespit edilmesine zemin hazırlamıştır. Bu şahısların, Türkiye’de gerçekleştirilen geçmişteki terör eylemlerine dahil olduğu da belirlenmiş, operasyonun önemini artırmıştır. Özellikle, Ankara Garı saldırısı gibi büyük çaplı terör eylemlerine doğrudan bağlantılı olduğu ortaya çıkan isimler, terör örgütünün uzatılmış kolları üzerine operasyonları daha da yoğunlaştırmıştır.
İHA kaynaklarından edinilen bilgilere göre, yakalanan DEAŞ’lı teröristlerden biri, 109 kişinin hayatını kaybettiği Ankara Garı saldırısının ardındaki faillerle bağlantılı olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlantının ortaya çıkması, terör örgütünün Türkiye içindeki faaliyetlerinin ne kadar organize ve planlı olduğu konusunda önemli bir gösterge olmuştur. Teröristlerin ifadeleri, örgütün eylem talimatları, silahlı eğitimleri ve propaganda faaliyetleri hakkında kritik bilgiler sunmuştur. Sözde Türkiye Vilayeti emiri Ali Bora’nın, örgüt içinde farklı birimlerde görevleri, çatışmalara katılımı ve Faruk Ofisi’ndeki rolü, terör örgütünün operasyonel yapısını daha iyi anlamamızı sağlamıştır.
Operasyon, 2015’te gerçekleştirilen Ankara Garı saldırısı ile doğrudan bağlantılı olan Ömer Deniz Dündar’ın da DEAŞ’a dahil olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Ayrıca, 2017’de düzenlenen operasyonlar sırasında yakalanan intihar kemerli saldırganların parmak izlerinin, aynı teröristin ait olduğu tespit edilmesi, terör örgütünün Türkiye içindeki hazırlıklarını ve saldırı planlarını daha da net bir şekilde ortaya koymuştur. Hüseyin Peri, Kadir Gözükara, Abdullah Çobanoğlu ve Hakkı Yüksek gibi isimler, Suriye’ye geçerek DEAŞ’a katılarak örgütün faaliyetlerine doğrudan katkıda bulunmuşlardır. Bu isimlerin, farklı birimlerde görevleri, silahlı faaliyetleri ve lojistik destek sağlama rolleri, terör örgütünün operasyonel yapısını daha da karmaşık hale getirmiştir.
Operasyonun sonucunda ortaya çıkan veriler, terör örgütünün Türkiye’ye yönelik sızma stratejisini ve farklı unsurların koordineli olarak çalışmasını gözler önüne sermiştir. Bu operasyon, terörle mücadelede önemli bir başarı olarak kabul edilirken, terör örgütünün etkisiz hale getirilmesi ve Türkiye’nin güvenliğinin sağlanması açısından hayati bir öneme sahiptir. Operasyonun, terör örgütünün Türkiye içindeki faaliyetlerini kırma ve gelecekte benzer saldırıların önlenmesine katkı sağlama potansiyeli bulunmaktadır.