Piyasalar, ABD’nin son dönemdeki güçlü büyüme verileriyle yeniden şekilleniyor. Tahvil faizlerindeki ani yükselişler, altın piyasasında yeni bir dönemin habercisi gibi. Fed’in gelecekteki faiz politikaları, yatırımcıların güvenli liman tercihlerini yeniden gözden geçirmesine neden oluyor. Bu durum, altın fiyatlarını önemli ölçüde etkileyerek ons seviyesinde 4.275 doların altına düşmesine yol açtı.
ABD’den gelen eylül ayı öncü PMI verileri, ekonomideki toparlanma sinyallerini pekiştirerek altın fiyatlarındaki düşüşü tetikledi. S&P Global Bileşik PMI’nin 56,0’dan 58,4’e yükselmesi, şirketlerin maliyet artışlarının da en yüksek seviyesine ulaşmasıyla birleşince, piyasa beklentileri içinde Fed’in faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği yönünde yoğunlaştı. Bu beklenti, tahvil faizlerinin yükselmesine ve dolayısıyla doların güçlenmesine neden oldu; bu durum da altın fiyatları üzerinde baskı yarattı. Faiz getirisi olmayan altın için bu durum, yatırımcıların altın tutmanın cazibesini azaltarak bir fırsat maliyetine yol açtı.
Tahvil piyasasında yaşanan kritik değişim, ABD’nin 10 yıllık tahvil getirilerinin yüzde 5 eşiğini aşmasıyla sonuçlandı. Bu eşiğin üzerine çıkması, yatırımcılar arasında altın tutmanın avantajlarını sorgulama eğilimini artırmış durumda. Ayrıca, vadeli işlemlerde Fed fon vadeli piyasasında 2027 ortasına kadar yaklaşık 3,5 adet 25 baz puanlık ek faiz artışı fiyatlanması, piyasanın gelecekteki faiz politikalarına olan beklentisini önemli ölçüde değiştirdi. Bu durum, altın fiyatlarındaki volatiliteyi artırmış ve yatırımcıların stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden oldu.