Yüksek Anayasa Mahkemesi’nin, bireysel başvuru hakkının 14. yıl dönümünü kutlayan özel bir oturumda, Başkanı Kadir Özkaya, yargı sistemine ışık tutan, düşündürücü sözlerle kürsüden seslendi. Bu önemli buluşmada, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Danıştay Başsavcısı Cevdet Erkan ve HSK’nin önde gelen isimleri yer aldı. Etkinlik, hukuk camiası için bir araya gelme ve fikir alışverişinde bulunma fırsatı sağlarken, anayasal haklar ve yargı erkinin rolü üzerine yeni perspektifler sunmaya yönelikti.
Özkaya’nın konuşması, bireysel başvurunun sadece bir hak arama aracı olmadığını, aynı zamanda hukuk devletinin güçlenmesi ve anayasanın toplumsal hayatta etkili olması için hayati bir mekanizma olduğunu vurgulayarak başladı. Yargıçların, somut olayın özelliklerini anlamaları, yarışan hak ve menfaatleri değerlendirmeleri ve demokratik toplumun gereklerini dikkate alarak, anayasal açıdan gerekçelendirilebilir bir denge kurmaları gerektiğini belirterek, insan muhakemesinin önemini vurguladı. Hâkimlerin ve savcıların, adaleti emreden Yüce Allah’a ve anayasaya saygı göstermeleri gerektiği mesajını da içeren bir diyalog sergiledi.
Sempozyumda, 2012 yılından beri Yüksek Mahkeme’ye yapılan toplam 756 bin 726 bireysel başvuru ve bu başvuruların büyük çoğunluğunun (648 bin 410) sonuçlandırılması gibi istatistiksel veriler de paylaşıldı. Ayrıca, 2013’ten bugüne değin verilen 86 bin 849 ihlal kararlarının yüzde 99,9’unun uygulandığı bilgisi de açıklandı. Bu veriler, bireysel başvuru sisteminin etkinliğini ve yargının karar alma süreçlerindeki tutarlılığını gözler önüne serdi. Özkaya, bu süreçlerin, anayasal değerlerin korunması ve hukukun üstünlüğünün sağlanması için kritik önem taşıdığını vurguladı.
Konuşmasının sonunda, Özkaya, yargıçların ve savcıların, görevlerini yerine getirirken dikkat etmesi gereken önemli hususlara dikkat çekti. “Çıkamayacağın bir dağı bakıp seyran eyleme, yapamayacağın bir gönülü yıkıp viran eyleme” sözleriyle, yargıçların sorumluluklarının bilinciyle hareket etmeleri gerektiğini vurguladı. Hâkim ve savcıların cübbelerinin ve cebinin olmadığına dikkat çekerek, bu durumun bir sembol olduğunu ve bu sembolün ne anlama geldiğinin idrak edilmesi gerektiğini belirtti. Son olarak, “Hakem sensin, hüküm senin. Allah nasip etmiş, yanlış karar ile ziyan eyleme” diyerek, yargıçların görevlerini yerine getirirken dindarlığı ve sorumluluğu bir arada bulundurmalarını öğütledi.”}p>