Umutsuzluğa kapılmayın, çözüm her zaman bir yerde saklıdır! Global arenada yankı bulan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’ndaki konuşması, sadece ‘Dünya beşten büyüktür’ sloganıyla sınırlı kalmadı. Bu konuşma, Ortadoğu’nun karmaşık ve kronik sorunlarına ilişkin keskin bir eleştiri ve çözüm önerisi sunarak, küresel siyaset sahnesinde yeni bir tartışma zemini oluşturdu. Erdoğan’ın vurguladığı, BM Güvenlik Konseyi’nin günümüz gerçeklerine uygun hale getirilmesi ve küresel Güney ülkelerinin temsil oranlarının artırılması gerektiği talebi, uzun süredir devam eden bir adaletsizlik ve temsil sorununa işaret ediyor.

Konuşmanın merkez noktasını oluşturan ‘Ortadoğu 1’den büyük’ sorusu, Ortadoğu’nun jeopolitik önemini ve bu bölgedeki güç dengelerinin ABD hegemonyası altında nasıl şekillendiğini sorguluyor. Trump’ın 12 bölge ülkesiyle gerçekleştirdiği toplantı, ABD’nin Ortadoğu’daki rolünü ve İsrail’i bir ‘ileri karakol’ olarak kullanma stratejisini gözler önüne serdi. Bu toplantı, iktidar medyası tarafından Trump’ın Erdoğan’a yönelik samimi ifadeleri üzerinden sunulduğunda, aslında daha derin bir gerilimin ve farklı stratejilerin işaretiydi. Bu durum, Ortadoğu’daki karmaşık sorunların, sadece yerel dinamiklerle açıklanamayacağını ve küresel güçlerin bu sorunlara müdahalesinin, durumu daha da karmaşık hale getirdiğini gösteriyor.

İsrail-Filistin çatışması, küresel arenada uzun süredir devam eden bir acı reçete gibi. Ancak bu çatışmanın kökeninde, sadece İsrail’in Filistinliler üzerindeki baskısı değil, aynı zamanda ABD’nin İsrail’e yönelik desteği ve Ortadoğu’daki jeopolitik rekabeti de yatıyor. ‘İslam ülkelerinin’ İsrail’e karşı yüksek perdeden açıklamalar yapması, aslında sorunların çözülmesine katkı sağlamıyor. Bu açıklamalar, kamuoyunu rahatlatmak ve yerel halkın moralini yüksek tutmak için yapılan birer maskeleme girişimi olarak değerlendirilmelidir. Gerçek çözüm, Ortadoğu’daki güç dengelerini değiştirmek ve ABD’nin İsrail üzerindeki etkisini azaltmaktır. Bu noktada, ABD’nin Ortadoğu’daki rolünü sorgulamak ve alternatif stratejiler geliştirmek, küresel barış ve istikrar için hayati önem taşıyor.

BM Genel Kurulu’nda yaşanan bu tartışmalar, sadece Türkiye’nin değil, tüm küresel Güney ülkelerinin haklı taleplerini dile getirmek için bir fırsat sunuyor. İran’ın vize talebinin reddedilmesi ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın vize alamaması gibi durumlar, BM’nin uluslararası hukukun ve adalet ilkelerinin ne kadar ihlal edildiğini gözler önüne seriyor. Bu durum, BM’nin reform ihtiyacını daha da aciliyetle ortaya koyuyor. ‘Dünya beşten büyüktür’ sloganı, sadece bir ifade değil, aynı zamanda küresel adaletsizliğe ve eşitsizliğe karşı bir meydan okumadır. Ortadoğu’nun geleceği, küresel güçlerin çıkarları ve stratejileri ile şekillenirken, bu bölgedeki halkların kendi kaderlerini tayin etme hakkı da göz ardı edilmemelidir.”}p>