Ankara’nın nabzını tutan Mansur Yavaş, son dönemde yaşadığı siyasi karmaşa, CHP içindeki farklı görüşlerin ve yönetim anlayışının etkilerini bir kenara bırakarak, yeni bir strateji belirledi. CHP’nin 9 Eylül’deki kuruluş yıldönümü etkinliğine katılamaması ve ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi, part içinde ciddi bir tepkiyi beraberinde getirmişti. Bu durum, Yavaş’ın CHP’ye olan bağlılığının sorgulanmasına neden olmuştu.
Yavaş’ın partiden ayrılma kararı, CHP’nin sözcüsü Müslim Sarı’nın açıklamalarıyla daha da şekillenmişti. Sarı’nın, tüm belediye başkanlarının aidiyetini belirlemesi gerektiğini ve Yavaş’ın da bu durumdan muaf olmadığını vurgulaması, part içinde bir gerginliği artırmıştı. Yavaş’ın bu gerilime karşılık olarak, “Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur” diyerek bağımsız bir yol çizme kararı alması, siyasi arenada önemli bir mesaj içeriyordu.
Yavaş’ın açıklamalarında, partili olmanın ne anlama geldiğine dair kendi yaklaşımını net bir şekilde ifade etmesi dikkat çekiciydi. Partili olmanın, seçmenin güvenini kazanmak, temsil ettiğiniz siyasi yapıyı güçlendirmek ve aldığı sorumluluğu layıkıyla yerine getirmek olduğunu vurgularken, siyasi hesapların kişisel çıkarlar için kullanılmasına karşı duruşunu ortaya koymuştu. Özellikle, son dönemde CHP’den ayrılarak AKP’ye geçen belediye başkanlarına yönelik eleştirileri, siyasi iradeyi koruma konusundaki kararlılığını gösteriyordu.
Yavaş’ın bağımsız bir siyasi yol çizme kararı, Ankaralı seçmenlere hizmet etme konusundaki bağlılığını sürdürmeyi ve siyasi süreçlerde tarafsız bir duruş sergilemeyi amaçlıyor. Bu karar, hem CHP’ye hem de diğer siyasi partilere önemli bir ders niteliğinde olabilir: Seçmenin iradesine saygı duyarak, siyasi sorumluluklarını yerine getiren bir liderlik, Ankaralılar için en büyük öncelik olacaktır. Yavaş’ın bu tutumu, Ankaralı seçmenlerin desteğini yeniden kazanmasına ve şehrin geleceği için daha iyi kararlar almasına katkı sağlayacaktır.”}”çevirisi