Türkiye’nin kamu ihaleleri süreçlerini denetleyen en önemli kurumu olan Kamu İhale Kurumu’nda (KİK), şaşırtıcı bir gelişme yaşandı. Sayıştay’ın düzenlediği son denetim raporunda, KİK’in HAVELSAN ile yaptığı bir anlaşmanın, yasal düzenlemelere kesinlikle uymadığı belirlendi. Bu durum, kurumsal denetim süreçlerinin etkinliği konusunda ciddi soru işaretleri yaratırken, kamu kaynaklarının kullanımında yaşanan potansiyel riskleri de gözler önüne serdi.
Anlaşmanın merkezinde, ‘Kamu Alımlarının Dijital Dönüşümü, Araştırma, Geliştirme, Bakım ve Destek Hizmeti’ adı altında HAVELSAN’a yapılan 183 milyon liralık sözleşme yer alıyordu. Sayıştay’ın raporuna göre, bu tutar, kamu ihalelerinde söz konusu hizmetler için belirlenen üst sınırları aşarak, mevzuatın kırmızı çizgisini çizmişti. Bu durum, KİK’in ihaleleri düzenleme ve denetleme görevini yerine getirirken, aynı zamanda kendi hizmet alımlarını yapmasının etik ve hukuki açıdan ne kadar sorunlu olduğunu da tartışmaya açtı.
Konuyla ilgili olarak YENİ Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, bu bulguyu Meclis’te dile getirdi ve iktidarın kurumları nasıl bir yönetim anlayışıyla sürdürdüğünü sert bir dille eleştirdi. Bakırlıoğlu, Sayıştay’ın tespitinin, “tuz kokan” bir yönetim anlayışının tezahürü olduğunu vurgulayarak, soruşturmanın tüm yönleriyle yapılmasını ve sorumluların hesap alınmasını talep etti. Milletvekili, bu durumun, kamu kaynaklarının verimli kullanılması ve şeffaflığın sağlanması için daha kapsamlı bir reform çağrısı olduğunu savundu.
Sayıştay’ın raporunda ayrıca, söz konusu hizmet alımında KİK personelinin, HAVELSAN’ın bünyesinde görev yaptığı ve kurumun yönergelerine uygun olarak çalıştığı belirtildi. Bu durum, işin aslında personel çalıştırılmasına dayalı bir hizmet alımı olarak değerlendirilmesine ve KİK’in mevzuata aykırı bir şekilde personel çalıştırmasına yol açmasına neden oldu. Bu durum, KİK’in kendi bütçesinden personel çalıştırarak hizmet alımı yapamayacağı prensiplerine açıkça aykırıydı. Rapor, bu tür uygulamaların, kamu kaynaklarının israfına ve ihalelerin şeffaflığının bozulmasına zemin hazırlayabileceği uyarısında bulundu. Bakırlıoğlu, bu durumun, KİK’in görev tanımının dışına taşan bir eylem olduğunu ve hukuki süreçlerin başlatılmasını talep etti.