Cezaevinden yankılanan sözlerle, adalete karşı verilen mücadelede haksızlığa karşı duruş sergileniyor. Gazeteci Selahattin Günday, 13 gün önce özgürlüğü alınan ardından suç örgütü kurmak suçlamasıyla yeniden tutuklandığı süreçte, kamuoyuna seslenerek yaşadıklarını ve hak arayışını vurguluyor. ‘Ben gazeteciyim, ne bir suçun faili ne de suç örgütü yöneticisiyim’ diyerek, hakkında atılan suçlamaları şiddetle reddediyor.
Günday, cezaevinin ‘şirin gösterecek’ cümlelerle dolu olmadığını ve yaşadığı süreci sert ifadelerle anlatıyor. 13 gün önce yaşanan özgürlük kaybı, haksız, hukuksuz ve düşmanca muamele olarak tanımlanıyor. Çekmediği bir görüntüden sorumlu tutulması, zaman aşımına uğrayan iddiaların yeniden gündeme getirilmesi ve avukatlarla yaşadığı zorlu süreç, Günday’ın direnişini daha da güçlendiriyor. Özellikle, hakim barından hiç tanımadığı bir avukatla beyan almak için ısrar edilmesi ve katip tarafından ‘şimdi sizin avukatı nerden bulallım’ denmesi, adalete olan inancını sarsmıyor, aksine daha da pekiştiriyor.
Haklı olduğuna inandığı için yılmayan Günday, mesleğinin ve şahsının namusu adına hakkını aramaya devam ediyor. ‘Ve haklıyım! Ben gazeteciyim, ne bir suçun faili ne de suç örgütü yöneticisiyim’ diyerek, kendi duruşunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Hayat boyu meslek ilkelerine bağlı kalarak, imza attığı haberlerin arkasındaki sorumluluğunu taşıdığını vurguluyor. ‘Sizlere cezaevini şirin gösterecek cümleler kurmayacağım’ sözü, yaşadığı zorlu koşullara rağmen umudunu kaybetmediğini gösteriyor. Cezaevinde, dostları, ailesi ve meslektaşlarının desteğini hissettiğini ve bu desteğin onu güçlendirdiğini belirtiyor.
‘Ve yine bilin ki korkmuyorum’ ifadeleriyle, adalete olan inancını ve direnişini bir kez daha ortaya koyuyor. 2011 yılında Kaşif Kozinoğlu’nun avukatına mikrofon uzatılırken, dönemin savcılarından korkmadığını ve haklı olanın neden korkması gerektiğini soruyor. Tarihte hep haklı olarak anılmak istediğini, bu düşüncesiyle cezaevinde de mücadele etmeye devam ediyor. Avukatlarının itirazlarında, suçlamaların temellerinin sağlam olmadığını, somut delillerin olmadığını ve zamanaşımı süresinin dolduğunu savunuyorlar. Bu durum, Günday’ın adalete olan inancını ve hakkını arama çabasını daha da güçlendiriyor. Cezaevinden gönderdiği bu mesaj, sadece kendisine değil, tüm basın özgürlüğünü savunanlara bir ilham kaynağı oluyor.