Türkiye’nin eğitim arenasında yankı bulan bir olay, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin (ODTÜ) birincisi Ali Yıldız’ın hayatına yayıldı. 2024’te düzenlenen mezuniyet töreninde yaptığı çarpıcı konuşmalarla hafızalara kazınan Yıldız, şimdi LGBTİ+ operasyonlarında evinin arandığına dair yaşadıklarını Cumhuriyet’e aktardı. Bu olay, sadece Yıldız’ın hayatını etkilemekle kalmayıp, Türkiye’deki ifade özgürlüğü ve insan hakları tartışmalarına da yeni bir boyut kazandı.
Cumhuriyet’e konuşan Yıldız, Almanya’nın Köln şehrinde yüksek lisans eğitimini sürdürüyor ve aynı zamanda Muamma LGBTİ+ Derneği’nin faaliyetlerine aktif olarak katılıyor. 12 Eylül ile 13 Eylül arasında saat 00.30’da Türkiye’deki son adresini bildirdikten sonra evinin baskana maruz kaldığını aktardı. Baskın sırasında evde bulunan kişilerin, Yıldız’ın hakkında arama kararı olduğunu ve arayışlarda bulunulduğunu ifade etti. “Türkiye’de olsam muhtemelen beni de tutuklayacaklardı” diyerek, operasyonun titizsiz ve dikkate eksik olduğunu vurguladı. Yıldız, ülkeye giriş çıkış tarihlerinin incelenmediğini, güncel adres beyanının (Almanya) göz ardı edildiğini ve operasyonun amacının korkutmak olduğunu savundu.
Yıldız, operasyonun ardından derneğin Mersin’deki anonim HİV merkezi çalışmalarına devam ettiğini ve bu çalışmaların, toplum sağlığına katkı sağlama amacını taşıdığını belirtti. Ancak, derneğin faaliyetleri nedeniyle başlatılan operasyonun, otoriter rejimlerin azınlık grupları üzerindeki baskı ve sansür mekanizmalarının bir göstergesi olduğunu ifade etti. “Yarın öbür gün bunlar gittiğinde, ki her diktatör önünde sonunda gider, ‘Gözaltına alındım, tutuklandım’ demek onur madalyası gibi bir şey olacak” diyerek, baskı altında kalanların direnişini ve özgürlük arayışını vurguladı. Erdoğan tipi rejimlerin, toplumsal dayanışmayı zayıflatarak muhalefeti sindirme stratejisine dikkat çekerek, bu tür uygulamaların halkın genelini korkutmaya yönelik olduğunu söyledi.
Yıldız’ın mezuniyet konuşmasında, okul yönetimini eleştirerek bilim anlayışının yanlış yönlendirilmesine, öğretim görevlilerinin keyfi olarak görevden alınmasına, ODTÜ Onur Yürüyüşü’nde ifade özgürlüğünün engellenmesine ve bahar şenliklerinin sorun çözme yerine sorun yaratacak şekilde iptal edilmesine dikkat çekmişti. Bu konuşmalar, operasyonun ardından Yıldız’ın otoriter rejimlere karşı duruşunu daha da net bir şekilde ortaya koydu. 13 Eylül’de gerçekleştirilen ‘Ailem Güvende’ operasyonunda en az 81 kişi tutuklanırken, Ali Yıldız’ın da bu operasyon kapsamında arandığına dair bilgiler geldi. Yıldız, geleceğe dair umutlu bir mesajla, sesini çıkarmaktan korkmayacak ve toplumun adaleti için mücadele etmeye devam edeceklerini vurguladı.”}çıkış tarihlerinin incelenmediğini, güncel adres beyanının (Almanya) göz ardı edildiğini ve operasyonun amacının korkutmak olduğunu savundu.
Yıldız, operasyonun ardından derneğin Mersin’deki anonim HİV merkezi çalışmalarına devam ettiğini ve bu çalışmaların, toplum sağlığına katkı sağlama amacını taşıdığını belirtti. Ancak, derneğin faaliyetleri nedeniyle başlatılan operasyonun, otoriter rejimlerin azınlık grupları üzerindeki baskı ve sansür mekanizmalarının bir göstergesi olduğunu ifade etti. “Yarın öbür gün bunlar gittiğinde, ki her diktatör önünde sonunda gider, ‘Gözaltına alındım, tutuklandım’ demek onur madalyası gibi bir şey olacak” diyerek, baskı altında kalanların direnişini ve özgürlük arayışını vurguladı. Erdoğan tipi rejimlerin, toplumsal dayanışmayı zayıflatarak muhalefeti sindirme stratejisine dikkat çekerek, bu tür uygulamaların halkın genelini korkutmaya yönelik olduğunu söyledi.