Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'ndaki konuşmasında, ülkesinin uluslararası arenadaki duruşunu net bir şekilde ifade etti. 1974'teki anlaşmaya bağlılığını vurgulayarak, İsrail güçlerinin 1967'den beri işgal ettiği Golan Yarımadası'nın Suriye'ye ait olduğunu ve bu toprağın ilhak edilemeyeceğini bir kez daha yinelendi. Şara, bu stratejik bölgenin geleceğiyle ilgili uluslararası hukukun ve BM kararlarının önemine dikkat çekerek, bu konudaki tüm girişimlerin geçersiz olduğunu vurguladı.

Konuşmasının büyük bir bölümünü, İsrail'in Suriye üzerindeki sürekli gerilim ve saldırganlığına ayırarak, bu eylemlerin bölgedeki istikrarı ciddi şekilde tehdit ettiğini savundu. Uluslararası hukukun ve ulusal egemenliğin ihlal edildiğini belirten Şara, uluslararası toplumun bu duruma karşı gerekli adımları atmasını talep etti. İsrail'in yaklaşık 500 hava ve topçu saldırısı gerçekleştirdiği, 1200'den fazla içeri sızma yaptığı ve Suriyelilere yönelik 300'den fazla tutuklama ve alıkoyma eylemi yaptığına dair detayları da paylaşarak, bu durumun Suriye'nin yeniden inşası ve istikrarı için oluşturduğu engelleri gözler önüne serdi.

Cumhurbaşkanı Şara, aynı zamanda Suriye'nin, çatışma sonrası dönemde önemli bir dönüşüm geçirdiğini ve uluslararası arenada yeniden aktif rol oynamaya başladığını da aktardı. Yaklaşık 100 ülkeyle temas kurulduğunu, başkent Şam'ın 60'a yakın diplomatik misyona ev sahipliği yaptığını ve ekonomik alanda önemli ilerlemeler kaydedildiğini duyurdu. Özellikle, kimyasal silahların yasaklanması konusunda elde edilen başarılar ve sınır ötesi suç örgütlerine yönelik başlatılan operasyonlar, Suriye'nin yeniden inşa sürecindeki rolünü güçlendirdi.

Şara, son olarak Suriye'nin geleceğine dair umutlu mesajlarla konuşmasına veda etti. Enerji ve hizmet sektörlerindeki büyümeye işaret ederek, önümüzdeki 5 yıl içinde 2 milyon konut projesinin hayata geçirileceğini ve ülke ekonomisinin güçleneceğini vurguladı. Suriye'nin, inşası ve iyileşmesi karşısında dünyanın sevincine rağmen, İsrail'in saldırılarının devam etmesiyle ilgili endişelerini dile getirerek, bölgede adil ve sürdürülebilir bir barışın sağlanması için uluslararası toplumun sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.”}