Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 8 Kasım 2025 tarihinde meydana gelen trajik olay, 3’ü çocuk 7 işçinin hayatını vurdu. Bu felaketin ardından, Dilovası Belediyesi’nde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesi, hem ailelerin vicdanını sızlatmış hem de sanık avukatının tutumuyla dikkatleri üzerine çekmiş durumda. İnceleme, belediyenin ruhsat süreçleri, denetim faaliyetleri ve idari kararlarının detaylı bir değerlendirmesini hedefliyor, ancak ortaya çıkan tartışmalar, sürecin karmaşıklığını ve adaletin peşinden koşanların kararlılığını gözler önüne seriyor.
Açıklama yapmak isteyen aileler, yağmurun etkili olduğu bir ortamda belediye binası içerisinde başlattıkları konuşmada, sanık avukatı İrfan Öge’nin müdahalesiyle karşılaştı. Öge, kamu binası içerisinde açıklama yapılmasının uygun olmadığını belirterek ailelerin konuşmasına son vermeye çalıştı. Ancak, aileler, bu durumun adalete ulaşma çabalarını engelleyeceğini düşünerek direnç göstermeye devam etti. Özellikle, iş cinayetinde 15 yaşında hayatını yitiren Nisanur’un ailesine yöneltilen “Çocuğunuzu çalışmaya neden gönderdiniz?” sorusu, ailelerin öfkesini ve çaresizliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu soru, sadece bir çocuğun çalışma koşullarını sorgulamakla kalmayıp, aynı zamanda ailelerin geçim sıkıntısı içinde yaşadığını ve çocuklarının çalışmasının aile ekonomisine katkı sağladığını da vurguluyordu. Aileler, bu türden bir soruyu sormanın, sorumluluğu tamamen tersine çevirme girişimi olduğunu ve adalete ulaşma arayışlarını zedelediğini ifade ettiler.
Ailelerin açıklaması, yalnızca Nisanur’un ailesine yönelik soruyu değil, aynı zamanda davadaki diğer önemli konulara da ışık tutuyordu. Çocukların ve kadınların sigortasız bir şekilde çalıştırıldığı işyerinin, şikayetlere rağmen faaliyetini sürdürmesi, ruhsat ve denetim süreçlerinde kamu görevlilerinin sorumluluğunun araştırılması gibi detaylar, adaletin yerini bulma yolunda önemli ipuçları sunuyordu. Aileler, uzun süredir işçilerin hangi koşullarda çalıştıklarını, işyerine kamu kurumlarının neden zamanında müdahale etmediğini sorgularken, sistemdeki açıkların ve ihmallerin bir sonucu olarak yaşanan bu trajedinin sorumlularının bulunması gerektiğini vurguladılar. Bu durum, sadece işçilerin hayatını kaybetmesine değil, aynı zamanda iş hukuku ve iş güvenliği konusunda da önemli bir ders niteliği taşıyordu.
Yaşanan tartışmaların ardından polis amiri, yaşamını yitiren işçilerin yakınlarını ve avukatları belediye binasının dışına çıkarmakla yetindi. Aileler, belediyenin sorumluluğunun araştırıldığı bir günün sonunda, dava hakkında açıklama yapmak isteyenlerin binadan çıkarılmasına kayıtsız kalındığını belirterek, kamuoyunun bu durumu bilmesini istediler. Ayrıca, sanık avukatı İrfan Öge’nin, Türkiye Barolar Birliği’nin yayımladığı Sivas Davası ve Madımak Katliamı kayıtlarına göre, 2 Temmuz 1993’teki Madımak Katliamı’na ilişkin sanıkların vekilleri arasında yer aldığı bilgisi de dikkat çekti. Bu durum, Öge’nin davadaki tutumunu ve adalete olan bağlılığını sorgulamaya yol açarken, aynı zamanda adaletin karmaşıklığını ve farklı perspektiflerin varlığını da gözler önüne seriyordu. Aileler, 7 insanın neden öldüğünün, çocukların nasıl kayıt dışı çalıştırılabildiğinin ve bu işyerinin hangi ihmaller içinde faaliyetini sürdürdüğünün ortaya çıkarılması için adalete olan inancını koruyarak, davayı takip etmeye ve adaletin yerini bulana kadar mücadele etmeye devam edeceklerini açıkladılar.”}