Ekonomik arenada yankı uyandıran görüşlerle sahneye çıkan öykünlü ekonomist Mahfi Eğilmez, şirketlerin finansal dengelerini ve döviz cinsinden riskleri yeniden gündeme getirdi. Eğilmez'in vurguladığı temel sorun, şirketlerin döviz açık pozisyonlarının, özellikle de döviz gelirlerinin bu pozisyonları aşamaması durumunda ortaya çıkabilecek ciddi maliyetlerdir. Kurdaki dalgalanmaların, bilançolar üzerindeki etkileri ve potansiyel kriz senaryoları hakkında önemli analizler sunuyor.
Eğilmez, bir şirketin döviz cinsinden borç alıp, aynı zamanda döviz cinsinden gelir elde etmesi durumunda, kurdaki bir artışın şirketin maliyetlerini doğrudan yükseltebileceğini ve bu da şirketin finansal performansını olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Bu durum, özellikle yüksek borçlu şirketler için ciddi bir risk oluşturarak, bilançolarını bozabilir ve kredi riskini artırabilir. Eğilmez, bu tür bir senaryonun, Türkiye'nin 2001 yılındaki benzer krizine benzer bir mekanizma ile ekonominin geneline yayılma potansiyeline sahip olduğunu vurguluyor.
Özellikle TCMB'nin Temmuz 2026 verilerine göre reel sektör firmalarının 190,4 milyar dolarlık döviz varlığına karşılık 401,2 milyar dolar döviz yükümlülüğü bulunması, sektörün net döviz pozisyonu açığını 210,8 milyar dolar seviyesine çıkarıyor. Eğilmez, bu açık pozisyonun tek başına bir kriz sinyali olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, ancak reel sektördeki bu ciddi açığın yakından takip edilmesi gereken bir gösterge olduğunu savunuyor. Şirketlerin döviz gelirlerini, ihracat performanslarını, döviz varlıklarını, borçların vadesini ve kur riskinden korunma stratejilerini birlikte değerlendirmesi gerektiğini vurguluyor.
Eğilmez'in dikkat çektiği en önemli nokta ise, şirketlerin kurdaki yükselişlere karşı döviz cinsinden borçlarını çevirme ve ödeme kapasitesine sahip olup olmamasıdır. Bu durum, şirketlerin finansal dayanıklılığını doğrudan etkileyerek, ekonomik istikrar için kritik bir unsur oluşturmaktadır. Eğilmez, 2001 krizinde bankacılık sektörünün döviz açık pozisyonunun kırılganlık unsuru olduğunu ve bu durumun finansal sistem üzerinden ekonominin geneline yayılmasına neden olduğunu hatırlatarak, günümüzdeki reel sektör şirketlerinin döviz açık pozisyonunun da benzer bir risk oluşturabileceğine dikkat çekiyor.