Yapay zekâ teknolojisinin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte, özellikle çocuklar üzerindeki etkileri konusunda uzmanlar alarma geçiyor. Google’ın eski güven ve güvenlik yöneticisi Tom Siegel, yapay zekâ sistemlerinin sosyal medyanın yarattığı sorunlardan daha ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Siegel’in bu yaklaşımı, teknoloji şirketlerinin kendi ürünlerini ve hizmetlerini bağımsız olarak denetleme yeteneğinin yetersiz kaldığına işaret ediyor.
Siegel’in vurguladığı en önemli nokta, yapay zekâ sistemlerinin yalnızca bilgi paylaşımında bulunmaması, aksine çocuklarla birebir etkileşim kurabilmesi ve onlara kişiselleştirilmiş yanıtlar verebilmesidir. Bu durum, özellikle kriz anlarında veya duygusal zorluklar yaşadıklarında çocukların yapay zekâya yönelerek, sistemlerle duygusal bağlar kurmasına ve bu sistemlerin kendi düşünme süreçlerini yönlendirmesine yol açabilir. Bu durum, çocukların gelişiminde ve psikolojik sağlığında uzun vadeli sorunlara neden olabilir.
Siegel’in uyarıları, teknoloji sektörünün geçmişteki sosyal medya deneyimlerinden ders çıkarması gerektiğini de ortaya koyuyor. Google’a katılarak şirketin güven ve güvenlik operasyonlarını kuran Siegel, daha sonra TrustLab’in kurucuları arasında yer aldı ve bağımsız güvenlik ölçümleri konusunda çalışmalarını sürdürdü. Şimdi ise Common Sense Media bünyesinde kurulan Youth AI Safety Institute’un ilk icra direktörü olarak görev yapacak. Bu yeni kurum, çocukların kullandığı yapay zekâ ürünlerini şirketlerin ötesinde, bağımsız bir şekilde test ederek güvenlik standartları oluşturma hedefiyle çalışacak.
Bu durumun ne kadar acil olduğunu gösteren veriler de çarpıcı. Common Sense Media tarafından yapılan bir araştırmada, ABD’de 9-17 yaşları arasındaki çocukların %86’sının yapay zekâ sistemlerini kullandığı belirlendi. Bu, her dört çocuktan birinin bu teknolojiyi günlük hayatında kullandığı anlamına geliyor. Araştırmalar, çocukların yapay zekâya sağlık sorunları, kişisel problemler ve duygusal zorluklar gibi konularda danışmaya başladığını da ortaya koyuyor. Bu durum, yapay zekâ teknolojisinin çocuklar üzerindeki etkilerinin daha yakından incelenmesini ve bu konuda önleyici tedbirlerin alınmasını gerektiriyor.