New York’un kalbinde, bir icraat ve mesaj yankılandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndayken, Times Meydanı’nın dev dijital panolarına, efsanevi sanatçı Zeki Müren’in silueti yerleştirildi. Bu sıra dışı görüntü, gökkuşağı renkleriyle çevrili ve özgün bir şekilde hazırlanmış peluş kıyafetlerle süslenmişti. Panonun üzerine yerleştirilen İngilizce altyazı ise, “We Will Always Be Here” yani “Biz Hep Burada Olacağız” ifadesini barındırıyordu.

Bu provokatif eylem, 19 Mart Platformu tarafından başlatılmıştı. Amaç, Türkiye’de LGBTİ+ bireylerine yönelik uygulanan baskı politikalarını ve operasyonlarını uluslararası arenada duyurmak ve bu direnişin asla sönmeyeceğini vurgulamaktı. Zeki Müren, Türkiye’de özgürlük ve ifade özgürlüğünün sembolü olarak seçilmiş, bir nevi ruhani temsilci gibi Times Meydanı’nda yerini almıştı. Bu hareket, aynı zamanda, baskı altında kalan LGBTİ+ topluluğunun varlığını ve dayanışmasını gösteren güçlü bir görsel dil oluşturmuştu.

Eylemin ardından sosyal medyadada hızla yayılan yorumlar, Türkiye’nin liderinin New York’ta bir Zeki Müren figürüyle karşılandığını gösteriyordu. Bu durum, uluslararası kamuoyunun dikkatini Türkiye’deki insan hakları ihlalleri üzerine çekmiş, birçok insan hakları örgütü ve dayanışma hareketi tarafından desteklenmişti. Bu olay, Türkiye’de LGBTİ+ hakları konusundaki hassasiyetin ve farkındalığın arttığını da gösteriyordu.

19 Mart Platformu, bu gösterinin ardından taleplerini daha da netleştirdi: Tutukluların serbest bırakılması, derneklere ve destekleyici kuruluşlara yönelik baskıların sona ermesi, internet erişimi engellemelerinin kaldırılması ve LGBTİ+ olmanın suç teşkil etmemesi gerektiği vurgulanarak, adaletin sağlanmasını ve özgürlüğün yeniden kazanılmasını talep etti. Bu eylem, sadece bir protesto değil, aynı zamanda, Türkiye’de LGBTİ+ topluluğunun direnişinin ve umudunun bir sembolü olarak tarihe geçmişti.”}çıkışışıklarındaki.png