Bakır piyasası, son dönemde gözlemlenen dinamik bir yükselişin ardından önemli bir dönüm noktasında. Üçüncü büyük bir canlanma dalgası, arzın kısıtlılığı ve özellikle Çin’den gelen yüksek talep ile şekilleniyor. Bu durum, yatırımcılar ve analistler için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Londra Metal Borsası’nda (LME) ton başına 14.770 dolar seviyesinde seyreden bakır, tarihine yakın seyrederek piyasadaki arz gerilimlerini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Bu yükselişin temelinde yatan en önemli faktör, Çin’in fiziki arz piyasasında yaşanan ciddi sıkışıklık. Şanghay spot piyasasında primlerin yükselmesi, satıcıların mevcut stoklarını düşük fiyatlardan satma konusundaki isteksizliği ve yaklaşan tatil dönemine bağlı artan stoklama talepleriyle birleştiğinde, arz zincirinde ciddi bir darboğaz oluştu. Üstelik, Çin’in kuzeyindeki spot bakır primlerinin bir günde ton başına yüzlerce yuan yükselmesi, bu sıkışıklığın boyutunu çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Bu durum, küresel bakır tedarik zincirinin kırılganlığını ve Çin’in bu alandaki stratejik önemini bir kez daha vurguluyor.

Arz sıkıntısının yanı sıra, bakırın talebi de hızla artıyor. Yenilenebilir enerji projeleri, elektrikli araçların yaygınlaşması, veri merkezlerinin büyümesi ve özellikle yapay zekâ alanındaki devasa yatırımlar, bakırın kullanımını önemli ölçüde artırıyor. Yapay zekâ, büyük veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu karmaşık elektrik şebekelerini yenilemek ve geliştirmek için kritik bir rol oynuyor. Bu durum, bakır talebini doğrudan destekliyor ve piyasadaki arz gerilimini daha da derinleştiriyor.