Filistin liderleri, uluslararası arenada karşılaştıkları engellere rağmen, haklı mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor. WAFA'ya göre Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve heyetinin Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna katılımı ve sözlü temsil hakkının engellenmesi, Filistin halkının sesinin küresel platformlarda duyulmasını engelleyemeyecek. Bu durum, Filistin'in uluslararası toplumdaki varlığının ve meşru taleplerinin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Ülkelerden gelen delegasyonların Filistin meselesine duyduğu hassasiyet ve bu meselenin gündeme getirilmesindeki rol, Filistin halkının özgürlük ve bağımsızlık mücadelesine olan küresel desteğin bir göstergesi oldu. Özellikle, Filistin'e karşı uygulanan ‘orman kanunu’ politikası ve çifte standartlar, uluslararası toplum tarafından açıkça reddedildi. Bu durum, Filistin'in uluslararası arenada daha da güçlenmesine ve haklarını savunma çabalarına destek bulmasına olanak tanıyor.

BM Genel Kurulunda kabul edilen video konferans yoluyla hitap etme kararı, Filistin halkının haklarının görmezden gelinmeye karşı önemli bir zafer oldu. 3 oyla reddedilen bu karar, Filistin'in uluslararası toplumdaki meşru pozisyonunu pekiştirdi ve küresel bir referandum niteliği taşıdı. Bu zafer, Filistin'in geleceği için umut ışığı yaratarak, İsrail işgalinin sona ermesi ve Filistin Devleti'nin kurulması hedefine ulaşma yolunda önemli bir adım oldu.

Filistin yönetimi, bu stratejik zaferle birlikte, Kudüs'ün özgürleştirilmesi ve 1967 sınırları içerisinde, başkenti Doğu Kudüs olan, tam egemenliğe sahip bağımsız Filistin Devleti'nin kurulması gibi temel hedeflerine odaklanmaya devam edecek. Barış ve güvenliğin, Kudüs'ün işgal altında olduğu sürece tehdit altında kalacağını vurgulayan Filistin liderleri, uluslararası toplumdan daha fazla destek çağrısında bulunuyorlar. Filistin'in uluslararası arenadaki güçlü varlığı, halkının iradesi ve topraklarına olan bağlılığı ile desteklenecek.