Yüksek Mahkeme'nin norm denetimindeki kritik rolü ve bireysel başvuruların etkili bir şekilde uygulanması üzerine yapılan değerlendirmeler, hukukun temel taşlarını güçlendirdi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, hakim ve savcılar için adalet ilkesinin vazgeçilmez olduğunu vurgulayarak, her konuda herkese adil davranmanın ve hak ile hüküm vermenin önemine dikkat çekti. Bu yaklaşım, toplumun güvenini ve huzurunu tesis etmede kritik bir rol oynuyor.

Son 14 yılda Yüksek Mahkeme'ye yapılan 756 bin 726 bireysel başvuru, hukuk sistemine getirdiği yenilikleri ve tartışmaları beraberinde getirmiştir. Bu başvuruların yaklaşık %85,7'sinin karara bağlandığı ve verilen ihlal kararlarının %99,9'unun uygulandığı gerçeği, sistemin etkinliğinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Mahkeme Başkanı Özkaya, bu yüksek uygulama oranının, bireysel başvurunun on dört yıllık tecrübesi bakımından son derece anlamlı olduğunu ve hakların etkili biçimde korunmasının vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurgulayarak, adaletin sürekli kılınması gerektiğinin altını çizdi.

Konuşmasının önemli bir bölümünü hakim ve savcılara yönelik yaptığı vurgular oluşturdu. Özkaya, onların daima hak üzere olup, hakkı ayakta tutan kimseler olmaları gerektiğini, adalet timsali olmaları gerektiğini ve adaletten uzaklaşmamaları gerektiğini ifade etti. Adaletin, hem devletin hem de toplumun vicdanı olduğunu, adaletin zayıfladığı bir yerde ne devletten ne de toplumsal huzurdan bahsedilemeyeceğini vurguladı. Ayrıca, farklı inanç ve milliyetlerden insanların, adalet karşısında eşit olduğunu ve nefisten arzuya uyarak adaletten uzaklaşmamamız gerektiğini hatırlattı.

Son olarak, hakim ve savcıların cübbelerinin önemine dikkat çekerek, onların bu sembolün ne anlama geldiğinin farkında hareket etmeleri gerektiğini söyledi. Aynı zamanda, yanlış karar verme konusundaki sorumluluklarını vurgulayarak, çıkamayacağın bir dağı seyretmeye, yapamayacağın bir gönlü yıkıp virana etmeye ve hakem olarak görevini yerine getirirken, Allah'ın verdiği nasibi boşa harcamanın önlenmesi gerektiğini hatırlatarak konuşmasını sonlandırdı. Dünyanın dört bir yanından insan onurunu inciten tüm acıların son bulmasını dileyerek, adalet anlayışının güçlenmesine katkıda bulunmak istedi.